Ticaret savaşları vs. inovasyon savaşları
Geçtiğimiz hafta FED faizi sabit tuttu. Halbuki Trump farklı görüşteydi. Powell acelemiz yok dedi, enflasyon riskine işaret etti. Aslında daha önceki dönemlerde FED’in faiz kararını az çok tahmin edebilirken, FED öyle bir sıkıştı ki, zannederim yönünü kendisi bile zorlukla tayin edecek.
FED’in bu koşullar altında mart ayında da faizi pas geçeceğini ve hem Trump’ın yeni vergi düzenlemelerinin ekonomik ve politik sonuçlarını hem de göçmenlerin sınır dışı edilmesi ile beraber işgücü maliyetlerindeki olası artış senaryolarını biraz seyretmesinin kuvvetli ihtimal olduğunu düşünüyorum.
Ticaret savaşları yeniden başlarken
Trump seçim kampanyalarında sözünü ettiği maddeleri hayata geçirmeye başladı. Herhalde küresel piyasaların takip ettiği onlarca konu arasında şüphesiz gümrük tarifeleri oldukça geniş bir coğrafyayı etkileyen ve gündem değeri en yüksek olanlar arasında geliyor. Trump imzaladığı çok sayıda kararname ile küresel piyasalar için önemli muğlaklıkları da beraberinde getirmeye devam ediyor.
Uzunca bir süredir dillendirdiği üzere Kanada, Meksika ve Çin için yeni gümrük tarifelerini haftasonu açıkladı. Buna göre Kanada ve Meksika'ya %25, Çin'e %10 ek gümrük vergisi uygulanacak. Hatta sektörel vergiler de yolda. Trump henüz AB tarafı için yaptırımlarını açıklamadı fakat ‘sıra size de gelecek’ mesajını da ihmal etmedi. Bu son düzenlemeler ile birlikte özellikle ilaç, enerji, otomotiv, bilgisayar, alüminyum ve çelik sektörleri kuvvetli etkilenecek.
ABD-Meksika-Kanada üçlüsü kendi aralarında önemli bir ticaret bölgesine işaret ediyor. ABD dış ticaret istatistikleri, ABD’nin ithalat yapısında, yüzde 16 ile Meksika, yüzde 15 ile Çin ve yüzde 14 ile Kanada’nın payına işaret ediyor. Özetle, ABD yüzde 45 oranında bu coğrafyadan mal alıyor. ABD ihracatının ise yine yüzde 40’ı bu üç ülkeye yapılıyor. Diğer ülkelerin dış ticaret verisi incelendiğinde, Meksika’nın en büyük ihracat pazarı yüzde 84 ile ABD. Kanada da en çok ABD’ye mal satıyor.
İşte Trump da, ABD’nin bu ülkeler için büyük pazar olma gücünü kullanmak istiyor. Fakat Trump bu konuda biraz hızlı hareket ettiğini düşünmüş olacak ki, Meksika’a uygulayacağı ek tarifeleri bir ay erteleme kararını açıklayarak, haftanın ilk gününde yaşanan kara pazartesi etkisini bir nebze hafifletmiş oldu.
Aslında kendisi de farkında, ABD’li çok sayıda şirket kendi üretim planlaması ve tedarik zinciri üretimini bu iki komşuya dayandırıyor. Şartların bu kadar hızla değişmesi öncelikli ABD’li şirketleri için bir kaos yaratacak ayrıca fiyat dengesinde bozulmalara yol açacak. Ayrıca bu ülkelerden mal almanın alternatifi olan ‘ABD’de üretin’ senaryosu henüz B planı ortada olmayan ve kısa vadede maliyetleri de yukarı çekecek bir beklentiyi de beraberinde getiriyor.
Meksika örneğinde olduğu gibi Kanada’ya da kendi istediği ayarı çekerek gümrük tarifelerinde bu ülke için de bir geri adım olup olmayacağını göreceğiz. Ancak konu Çin ve AB’ye geldiğinde iş onlar için o kadar kolay olmayabilir. Lafın özü: ABD’nin dış ticaret açığı verdiği ülkeler kara listede.
Deepseek rüzgarı bir inovasyon savaşını da ateşledi
Trump’ın Çin’i pek sevemediği malum. Nasıl sevsin? Geçtiğimiz hafta piyasalarda Çin’li çocuk Deepseek rüzgarı esti. Çin adeta Trump’a ‘beni hafife alma’ mesajı verdi, tam da Trump’ın ABD’de Bitcoin, blockchain, yapay zekâ ve daha agresif teknoloji yatırımları yapılacağının altını çizdiği bir dönemde.
Deepseek’in yaklaşık 6 milyon dolar ile rakiplerine göre çok daha az çip ve daha düşük bir maliyetle piyasaya sürülmüş olması ve başarılı kullanıcı deneyimi, bu alana yatırım yapan hem AI geliştiricileri hem de risk sermaye fonlarının kararlarını da sorgulatmış oldu.
ABD’li OpenAI’ın ChatGPT’sinden ABD’li çip üreticisi Nvidia’ya kadar çok sayıda teknoloji firması da önemli bir darbe almış oldu. Fakat biz bu hikayeyi ilk defa dinlemiyoruz, son da son olmayacak. Çin çoktan yola çıkarken, ticaret savaşları yanına inovasyon savaşlarını da aldı bile. Görünen o ki yeni dönemde globalleşmeden uzaklaşırken, ticari bloklar gündeme gelecek.