'Onlar tatilde, biz çabalıyoruz…' düşüncesinin getirdiği verimsizlik…
Çocukların:
Görerek/yaşayarak/ yaparak/sahiplenerek/ severek anlamasını/ öğrenmesini sağlamak…
* * *
1930’larda…
Dini bayramlar da, özel/resmi bayramlar/haftalar da “bu hedef için”, “araç” oldu…
* * *
Örneğin…
Üzüm kurutma/şıra/sirke/şıra/ şarap/pekmez/pestil yapımının arazide/okulda/ radyoda anlatıldığı:
1 hafta süren Üzüm Bayramı…
Çocuklar dahil herkesin beyninde yer ediyordu, emeğin/sabrın/ çabanın kazandırdıkları…
* * *
Köylü Bayramı…
Denizcilik Bayramı…
Tasarruf Haftası…
Kumbara Günü…
Yerli Malı Haftası…
Çocuk Bayramı…
Gençlik Bayramı…
* * *
9 gün tatil beklentisinden ziyade…
Paylaşmak, imece, birlikteliğin gücünü anlamaktı;
“Tanıdığını/ tanımadığını hatta küs/dargın/karşıt görüşte olduğunu mutlu etmekti” Ramazan/ Kurban Bayramı…
VELHASIL
“Onlar tatilde, biz çabalıyoruz…”;
“Yine memurlar dinleniyor, işçi çalışıyor…”;
“Ücretlerde, çalışma şartlarında olduğu gibi tatil günlerinde de memurlar avantajlı…” gibi düşünceleri uyandırıp, çalışma barışını bozan; özel sektör yerine kamuda çalışmayı özendiren; verimsizliği daha da artıran, üretimden uzaklaştıran “bir aracı” yapıldı/oldu bayramlar, maalesef…
* * *
Bu tür uygulamaların da katkısıyla:
Hafta sonu açıklandığı gibi, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı ve genç işsizliği rekor üstüne rekor kırıyor…
* * *
Ve…
84 milyon ve daha yaşlı nüfusa sahip Almanya’da 46.1 milyon kişi sisteme “çalışarak” destek verirken;
85 milyon ve daha genç nüfuslu Türkiye, 23 milyon “prim ödeyen” çalışanda kalıyor…