Önerilen çözüm yeni sorunlara kapı aralıyor
Sorun sözcüğü, “üzerinde düşünülmeye değer ve çözüm getirilmesi, olumlu ya da olumsuz bir sonuca ulaştırılması gereken durum” olarak tanımlanıyor. Çözüm ise “bir sorunun çözülmesiyle ulaşılan, elde edilen sonuç” şeklinde ifade ediliyor.
Günlük hayatta bir “sorunu” “çözme” durumu ise; mağdurun korunduğu, kayıplarının tazmin edildiği durumlara işaret ediyor. Ancak bu durum internette, sorunun bir sonuca bağlanması şeklinde de tarifleniyor ve olumlu olduğu kadar olumsuz da olabiliyor.
Donald Trump, seçim döneminde jeopolitik sorunlara çözüm sağlayacağını vaat etmişti ve son günlerde bu vaatlerini pratiğe dönüştürüyor. Trump ilk olarak Orta Doğu’daki olaylara müdahale ederek bu süreci başlattı. Rusya’daki gelişmelerle ilgili önerisini de çok bekletmeyeceğini ve birkaç gün içinde bu konuyla ilgili de açıklama yapabileceğini düşünüyoruz.
İki soruna da çözüm sunulması ilk başta kulağa hoş geliyor ancak sorunlara sunacağı çözümler, yeni sorunlara kapı aralayabilir. Filistin-İsrail olayı için gösterdiği çözüm yolu, Gazze’nin boşaltılmasını gerektiriyor. İkinci konu ise sürecin müzakereye açık olup olamayacağı durumu. Bölgede oluşan huzursuzluk nedeniyle bölgedeki ülkelerin reaksiyonlarını görüyoruz. Bu konuda Trump’ın geri adım atma ihtimalini, bölge ülkelerinden gelecek baskının büyüklüğü etkileyebilir.
Avrupa’yı Pazar yeri olarak görüyor
Rusya’da barışın tesis edilmesi konusu da gündemde. Bu hafta Rusya ile barış için bir anlaşma sunması beklenen Trump, bakalım nasıl bir “çözüm” sunacak?
Gerek Orta Doğu’da Gazze’nin boşaltılması gerekse Ukrayna’nın ciddi toprak kaybı; yerini yeni bir soruna, gönülden kabule değil kerhen kabul etme durumuna bırakacak. Böylece, her iki bölge de gelecekte yaşanacak yeni bir çatışmanın gerekçesini hafızalarında tutacaklar. Rusya meselesinin çözüme kavuşması ile Avrupa, Rusya’dan enerji teminine tekrar başlayabilir ancak burada da Trump’ın gösterdiği yol farklı.
Trump ABD enerji kaynaklarını daha fazla çıkarmak, enerji piyasasında söz sahibi olmak istiyor ve bu yolda Avrupa’yı da bir pazar yeri olarak görüyor. Bu sebeple, barış olsa bile Rusya Avrupa’ya enerji satamayabilir. Bu durumda Avrupa, ABD enerji kaynaklarına daha fazla bağlanabilir ve enerji temin etme maliyetleri yüksek kalabilir. Farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse Avrupa’nın, Rusya için pazar olduğu günler mazide kalabilir.
Görüldüğü üzere, sorunun çözümü demek; her şeyin eskisi gibi olacağı anlamına gelmesi değil, yeni bir sonuca varmak demek. Bu yeni sonuçlar ise yeni sorunlara kapıyı aralayabiliyor. ABD açıkça tüm kuralları lehine çevirmekten vazgeçmiyor.
Uluslararası denge hali ise Trump retoriğine uyumlanmak ve yeni denge noktaları oluşturmak zorunda kalacağa benziyor. Çözüm denildiğinde düşünülen ile Trump’ın düşündüğü çözüm yolları ayrışabiliyor. Tüm fırsatları kullanma isteği ilk etapta sağlanabilir olsa da ne kadar sürdürülebilir olacağı büyük bir soru işareti gibi duruyor. Trump ise karmaşık hesaplamalar ve uzun planlar peşinde değil. Kısa vadeli ve taktiksel düşünerek hareket ediyor.
Önümüzdeki günlerde de Trump’ın yeni kararlarını takip edeceğiz. Gündemin hareketli, sürprizlere açık olmasını bekliyoruz. Bu kararları öngörmek ise pek mümkün değil, o yüzden adım adım gitmekte fayda var. Kaldı ki ister bireysel ister kurumsal yatırımcı olun veya bir merkez bankası ya da karar organı olun, şu an kısa adımlarla ilerlemek tercih ediliyor.
Trump esas fiyatlara unsuru
Piyasa fiyatlama davranışında öncelikler değişti. Trump dönemi öncesinde ekonomik verilere ve merkez bankalarına odaklı hareket ediliyordu. Artık ana etken ve esas fiyatlama unsuru Trump oldu. Veriler ve para politikaları ise ikinci veya üçüncü sırada yer alıyor.
Varlık fiyatlamalarına baktığımızda, ABD hisse senetleri yine tercih ediliyor, teknoloji sektörü ise eskisi kadar olmasa da liderliği bırakmıyor ve yatırımcılar Trump’ın sunacağı büyüme yanlısı adımlara odaklanıyor. Aynı zamanda, ABD tahvilleri ise kafası karışmış ve güvenli liman arayanların buluşma noktasına dönüşüyor.
ABD para birimi, son günlerde biraz zayıflasa da hala gücünü koruyor. Son olarak kafası karışanların ve güvenli liman arayanların global çapta konsensüs sağladıkları ürün ise altın. Altın, ABD’nin enflasyon riskinden ötürü de tercih ediliyor ve yeni zirve tahminleri yapılıyor. Kısa adımlarla ilerleme halinin şu an varlıklara yansıması bu şekilde gerçekleşiyor. Bundan sonraki sürecin ise ABD yönetimine bağlı şekilleneceğini düşünüyoruz.