Normalleşme programı ilerlerken…
Ekonomik istikrarı sağlamak için yola çıktığımız normalleşme programında, yatırımcıların düşünceleri değişim gösterebilir. Bu süreçte yüksek TL faizde kümelenen yatırımcıların bazılarında TL faiz oranı düştükçe kümeden ayrılma refleksi göreceğiz. Ayrılma ise TL faizi dışındaki araçlara yönelerek olacak.
Son haftalarda iç ve dış basında haber akışının hareketli olduğunu görüyoruz. İç tarafta Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) faiz indirim beklentisi karşılık buldu ama kredi notlarımızda, not görünümlerimizde ve TÜFE verisinde beklentiler karşılık bulamadı. Moody’s ve Fitch kredi notumuzu ve görünümümüzü sabit bıraktı. Ocak ayı TÜFE verisi, sağlık sektöründeki artış ve hizmetlerdeki katılıktan ötürü beklenti üstü geldi. Dışarıda ise Donald Trump’ın son kararları ile haftaya dalgalı bir başlangıç yapıldı. Trump’ın hedef aldığı ülkeler müzakere masasına gelmek isteseler de risk iştahında ve varlık fiyatlarında sınırlı toparlanma gerçekleşti çünkü Trump’ın aldığı kararları referans alan yatırımcılar, bundan sonrasının sürprize açık ve dalgalı olabileceğini öngörüyor.
Yurt içinde ise risk iştahının azaldığını ve varlık fiyatlarının baskılandığını gözlemliyoruz. Normalleşme yolu engebeli olsa da, yıl ilerledikçe daha fazla olumlu sonuç alınacağına dair inanç korunuyor. Basındaki haberlerin dalgalanma yarattığını, bu dalgalanma halinin de yıl boyunca süreceğini öngörüyoruz. Örneğin, TCMB’nin faiz indirimi miktarı beklenenden az olabilir veya Merkez Bankası tahmin edilenden temkinli davranış sergileyebilir. Fiyatlama davranışında aşırılaşma iki yönde de olabilir. Aşırı alım ve aşırı satım sonrası ortalamalara yakınsama durumu ise piyasanın olağan refleksi. 2025 yılı bu anlamda, sık sık aşırı noktalara gitmek için sebepler sunacak gibi görünüyor.
TCMB, Moody’s, Fitch, TÜFE derken, bir de Trump faktörünü eklediğimizde piyasalarda hareketliliğe şahitlik ediyoruz. Haber akışı, normalleşme programına istinaden, konsolide olan yatırımcı grubunun sürece inançlarını sorgulamalarını veya gruptan ayrılmalarını da beraberinde getiriyor. Bazı yatırımcılar, varlıklarından nakde dönme ve TL’den yabancı paraya geçme gibi refleksler gösteriyor. Bu noktada, yılın devamında da hızlı kararların alınacağını öngörüyoruz. O yüzden 2025 yılında, bazı yatırımcıların kararlarını değiştirdiklerini gözlemlemek mümkün olacak. Ek olarak, habere ve gelişmeye bağlı olarak fiyatlar öngörülen istikametin tersi yönünde ara ara ilerleme gösterebilir. Bu durumda, yatırımcılar TL faiz düzleminden diğer araçların düzlemlerine geçiş yaptıklarında, yolun biraz daha engebeli olabileceğini sabırla karşılamalılar.
Yatırımcıların talep ettiği ürünlerden biri de tahvil bono fonları. Söz konusu fonların, enflasyon ve politika faizinin düşüşüne paralel olarak, yılın devamında “iyi” getiri potansiyeli sağlamasını bekliyoruz. Ancak daha önce de paylaştığımız gibi iç ve dış basındaki haber akışı, günlük ve haftalık getirilerin düşük olmasına yol açabilir. Yatırımcıların bu fonları kısa vadeli değerlendirmemeleri ve orta-uzun vadeli perspektiflerini koruması gerektiğini düşünüyoruz.
TCMB, enflasyona aylık bazda bakma noktasından yıllık bazda bakma noktasına geldi. Yani, bazı aylar enflasyon yüksek gelse de ana resmin dezenflasyon halini koruyacağı sinyali veriliyor. Bu sinyal, yatırımcıların portföylerine nasıl bakmaları gerektiğine de ışık tutarak referans oluyor. Fiyat oynamalarına fazla odaklanmak, yatırımcıların hikayenin ana düşüncesinden uzaklaşmasına yol açabilir.
Normalleşme programı; ekonomik parametrelerin, ilişki ağının, davranış kalıplarının ve beklenti oluşturmanın normalleşmesini de sağlıyor. Bu değişim, yatırımcıların yatırım tercihlerini ve yatırım alışkanlıklarını değiştirmesi anlamına geliyor. Değişime ayak uydurmanın, yatırımcıların getiri arayışlarına olumlu katkı sağlayacağı da unutulmamalı. Mevcut paranın bir kısmı faiz limanından ayrılmalı ve getiri için açılmalı. Yatırımcının ne kadar açılacağı ve hangi yatırım araçlarını tercih edeceği ise kişinin bulunduğu mevcut koşullara ve risk iştahına göre ayarlanmalı.