Kavga ederken değişimi kaçırıyoruz!

Dr. Bertan KAYA
Dr. Bertan KAYA YENİ DÜNYADA YÖNETİM bertan.kaya@dunya.com

Bugün ülkemizin içinden geçtiği süreç ve dünyadaki değişim üzerine sohbet etmek istiyorum.

Yazının sonunda söyleyeceğimi, baştan söyleyeyim: Ülke olarak iç siyasi çekişme­ler nedeniyle dünyadaki değişimi ve fırsat­ları kaçırıyoruz. Oysa ülke olarak, hep bir­likte bu değişimi yakalamamız ve gerekli adımları ayrışmadan, bölünmeden atma­mız gerekiyor. Ancak iktidarıyla muhale­fetiyle, seçimden seçime yaşıyoruz. Seçim bitiyor, hemen bir sonraki seçimin kavga­sı başlıyor. Seçim kazanmak için ortaya ko­yulan popülist söylemler, uygulamalar, po­litikalar ufku görmemize mani oluyor.

Dünya radikal şekilde değişecek!

Oysa hep birlikte kafamızı kaldırıp dün­yada neler oluyor diye baksak, kasaba siya­seti çizgisi yerine küresel bir çizgi benim­semiş olsak, dünyada siyasi, ticari, eko­nomik ve jeopolitik tüm paradigmaların, tarihte defalarca yaşandığı gibi değiştiğini göreceğiz.

Buhar, elektrik, bilgisayar, mobil ileti­şim ve internetten çok daha güçlü bir tek­nolojik yıkımın ortasına doğru ilerliyoruz. İnsanın pek çok alanda denklemden çıka­cağı, akıllı ve karanlık fabrikaların devre­ye girdiği, üretimin hangi ülkede yapıldığı­nın önemli olmayacağı, ikinci dünya savaşı öncesi benzeri ticaret savaşlarının yaşana­cağı, biyolojik, siber ve konvansiyonel sa­vaşların kapıda beklediği, iklim krizleri ile tetiklenecek jeopolitik kavgaların şiddet­leneceği, teknolojik yıkım ile birlikte ulus devletlerin tehlike altında olacağı bir dö­nemdeyiz.

ABD-AB-Çin-Rusya ve gelişmekte olan ülkeler arası küresel ve yerel dinamik­ler değişiyor. İttifaklar değişiyor. Eskinin oyun kuralları, oyun kurucuları, oyun bo­zucuları değişiyor. Düşmanlar dost, dost­lar düşman oluyor. Türkiye tüm bu mese­lelerin tam ortasında, en kritik dönemde, enerjisini iç siyasete harcıyor. Yani mese­lelere stratejik değil, taktiksel seviyeden bakıyoruz.

Artık fark etmeliyiz!

Karanlık fabrikalar ve yapay zekâ üreti­min bu alanlarda ileri seviyede olan tüm ülkelerde yapılabilmesini mümkün kılıyor. Birkaç sene içinde gelişmekte olan ülke­lerden, bu alanlara yatırım yapmış olan ge­lişmiş ülkelere üretim geri dönebilir. Aynı durum hizmet sektörü için de geçerli.

Özellikle Çin ve Hindistan gibi ‘offsho­ring’ ve ‘outsourcing’ hizmet modelleri ile zenginleşmiş ülkeler açısından bu büyük risk. Yine rekabet avantajı ucuz işgücü­ne dayalı ülkeler için de büyük risk. Buna Türkiye de dahil. Kaldı ki, üretimin geliş­miş ülkelere geri dönmesi de bir politika olarak teşvik ediliyor. Özellikle AB ve ABD için gelişmiş teknolojiler bunu mümkün kılıyor.

Dünyada bu denli önemli bir paradigma değişimi olurken, ülke olarak iç siyasi kav­galar ve iktidar oyunları ile kaybettiğimiz sürelerin telafisi yok.

Türkiye ne yapmalı?

Yapılması gereken ilk iş Batıyı mutlu et­mek için değil, kendi insanımızın geleceği için yapısal reformları yapmak. Hep söy­lediğimiz gibi, yeni ve demokratik bir ana­yasa, koşulsuz düşünce ve ifade özgürlüğü, daha sağlıklı güçler ayrılığı, ülkeyi daha iyi temsil eden bir siyasi sistem, mutlak yargı bağımsızlığı ve yepyeni bir ekonomi para­digmasına ihtiyaç olduğu kanaatindeyim.

AB-ABD-Rusya ile dengeli ilişkiler ve si­yaset bu dönem bizler açısından kıymet­li olacak. Bu dönem özellikle ABD ile çok önemli ticari fırsatlar olduğu kanaatinde­yim.

Türkiye, savunma sanayi atılımına başka sektörleri de katarak devam etmeli. Strate­jik sektörler belirleyip, teşvikleri bu alan­lara aktarmalıyız. Enerji, tarım, hayvancı­lık, sağlık, biyoteknoloji ve turizm bence bu stratejik sektörler. Yapay zekâ devri­minde geç kalmış olsak da bu sektörlere ya­pacağımız yatırımlar ile rekabeti dengele­riz düşüncesindeyim.

Türkiye acilen odağını iç siyasetten, dı­şarıda olan bitene çevirip, değişen paradig­mada kendisine bir yer bulmalı.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Business potpori 18 Mart 2025