Kalabalık yalnızlık
Çoğu zaman ülkemizin uluslararası arenada uğradığı bitmek tükenmek bilmeyen haksızlıklarına karşı kullandığım bu kavram bu günlerde Türkiye muhalefeti için daha uygun.
Aday olarak girdiği seçimlerin tamamında oy oranını artırarak galibiyetle çıkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ilçe belediye başkanları dahil birçok kişinin tutuklanması ile devam eden süreç Türkiye muhalefetinin dünyadan yeterince destek alamadığı bir zeminde devam ediyor.
Zamanın ruhu
Avrupa demokrasileri ciddi bir varoluş savaşı veriyor. Sosyal demokrat, demokrat sosyalist ve işçi sınıfı partilerinin ortak olduğu bir ülkelerarası enternasyonalist bir organizasyon olan Sosyalist Enternasyonal’in bir dostlar alışverişte görsün organizasyonuna dönüştüğünü gözlemliyoruz.
Bu tür organizasyonlar etki alanları sözlerinin karşılığı var ise var olan, yoksa açıkçası karar alıcılarda çok etkisi olmayan organizasyonlardır. Türkiye’den CHP’nin üst yönetimde yer alarak temsil edildiği bu oluşum bundan sonra kendi var oluş savaşı ile o kadar meşgul olmuş durumdaki standart, sıradan, isteksiz ve mecburen verdiği cılız tepkiler ile anılacak gibi.
Avrupa, Amerika ve Rusya arasındaki yeni ittifak sisteminin şokunu henüz atlatamamışken kıta Avrupası geneline yayılan aşırı sağ ile de mücadele edemediği bir görüntü içerisinde. Örneğin Almanya’da popülist aşırı sağ seçim sonrası bile yükselmeye devam ediyor. Yapılan son anketlerde 23 Şubat’ta yapılan seçimlerde yüzde 20,8 oy alan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oy oranı yüzde 23,5'e çıkmış görünüyor.
Avrupa’nın kendine hayrı yokken CHP’nin beklentisinin romantizmden öte gidemeyeceği artık açıkça görülüyor.
Yıllar sonra Birleşik Krallık’ta iktidara İşçi Partisi’nin gelmesi hem Sosyalist Enternasyonal hem de tüm dünya da ‘aşırı sağ’ın önlenemez yükselişine karşı bir umut ışığı olarak görülmüştü. Ancak İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Amerika’ya karşı Ukrayna’nın yanında durmaya devam ederek ciddi bir iktidar riski alıp içe kapanmacı bir politikaya geçmişken partisi de tarihsel geleneklerinden uzaklaşmış bir hal içerisinde.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de BBC’ye verdiği röportajda “İngiliz İşçi Partisi’nin, Starmer’ın bu konuda herhangi bir şey söylememesini gerçekten anlamıyoruz. Terk edilmişlik hissediyoruz. İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı’nı alıp hapse koyuyorlar ve İngiltere buna ses çıkarmıyor. O zaman bu nasıl dostluk, bu nasıl kardeş parti, bu nasıl demokrasiyi birlikte savunmak? Demokrasinin beşiği İngiltere ve bizim kardeş partimiz İşçi Partisi buna nasıl sessiz kalabiliyor? Gerçekten çok kırgınız” diyerek tepkisini göstermek zorunda kalmış görünüyor.
Zamanın ruhu aynı CHP gibi çoklu kriz ortamında var oluş mücadelesi veren ‘Avrupa Demokrasi’lerine de yaşam alanı tanımıyor.
Ekonomide hasar tespiti
Son dönemde Türkiye’nin önemli bir kaynak ile yönettiği küresel ekonomi alanındaki algı yönetimi de ciddi hasar almış durumda. Yaşanan tutuklamalar ve ardından gelen sokak olayları Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik konum ve dengeleyici pozisyonu dünya liderlerinden bu tür durumlarda gelmesi muhtemel geleneksel tepkilerin önüne geçmiş durumda.
İktidarın siyasi bir yara almaktan daha çok kendi kitlesini yeniden konsolide etme fırsatı bulmasını bir kenara bırakırsak en büyük hasarı ekonomi yönetimi almış görünüyor. Açık kaynaklardaki son verilere göre piyasa 26 milyar dolar civarında bir müdahale ile ayakta tutulmaya çalışılıyor.
Küçük yatırımcının mağdur olabileceği, uluslararası yatırımcıların ise tedirginlikten öteye geçebileceği, zaten sınırlı oranda olan yabancı kaynakları kaybedebileceğimiz riski ise devam ediyor.