İş dünyasının milyarlık sorunu: Absenteizm
İş dünyasında verimliliği tehdit eden en büyük sorunlardan biri, çalışanların işe devamsızlığı anlamına gelen absenteizm. İşletmeler için yalnızca operasyonel aksaklıklara değil, aynı zamanda maliyet artışına ve motivasyon kaybına da yol açıyor.
Küresel çapta yapılan araştırmalar, absenteizmin ekonomilere milyarlarca dolarlık zarar verdiğini gösteriyor. Latince ‘absens’ (yok, bulunmayan) kökünden gelen absenteizm, tarih boyunca iş dünyasının gündeminde yer aldı.
Çalışanların işe gelmemesinin temel nedenleri arasında fiziksel ve zihinsel sağlık sorunları, düşük motivasyon ve iş tatminsizliği başı çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, zihinsel sağlık sorunları nedeniyle işe devamsızlık oranları son 10 yılda yüzde 25 arttı. Özellikle tükenmişlik sendromu, stres ve depresyon, çalışanların işe gelmeme oranlarını artırıyor. Bunun yanı sıra, monoton çalışma ortamları, iş yerindeki adaletsizlikler ve kariyer gelişim fırsatlarının sınırlılığı da absenteizmi tetikleyen faktörler arasında.
Harvard Business Review’un araştırmasına göre, çalışanların yüzde 63’ü, iş yerinde anlamlı bir görev üstlenmediklerini hissettiklerinde işe devamsızlık oranlarının arttığını belirtiyor. Ek olarak, uzun süreli iş stresinin çalışan sağlığına etkileri de göz ardı edilmemeli. Birçok iş ortamında artan baskı, iş tatminsizliğini körükleyerek devamsızlık oranlarını yükseltebiliyor.
Avrupa’da rekor oranlar
Özellikle Avrupa ülkelerinde absenteizmin ekonomik etkileri dikkat çekiyor. Almanya’da çalışanların yıllık ortalama 19 günden fazla hastalık izni kullanması, ülke ekonomisine yılda yaklaşık 200 milyar euroluk bir maliyet yüklüyor. Bu rakam, Almanya’nın gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yüzde 4,5’ine denk geliyor. İskandinav ülkeleri de yüksek absenteizm oranlarıyla mücadele ediyor. Norveç’te çalışanların yıllık izin kullanımı son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda.
Fransa’da ise absenteizm oranı 2023’te yüzde 5,4’ten yüzde 4,8’e düşse de hâlâ pandemi öncesindeki yüzde 3,8 seviyesinin oldukça üzerinde. Uzaktan çalışma düzeninin yaygınlaşmasıyla kısa süreli hastalık izinlerinde azalma görülse de uzun vadeli devamsızlık eğilimleri devam ediyor. İngiltere’de de benzer bir eğilim gözleniyor; hükümetin 2023 verilerine göre, iş gücünde absenteizm nedeniyle yıllık 150 milyar sterlinlik bir kayıp yaşandığı raporlandı.
İşverenler ne yapmalı?
Küresel trendler, absenteizmin önlenmesi için işverenlerin çalışan refahına daha fazla önem vermesi gerektiğini ortaya koyuyor. İnsan kaynakları danışmanlık şirketi Gallup’un araştırmasına göre, çalışan bağlılığını artıran şirketlerde absenteizm oranı yüzde 41 daha düşük. Bununla birlikte, iş-yaşam dengesi politikaları, kariyer gelişim fırsatları ve destekleyici liderlik anlayışı, işe devamsızlık oranlarını azaltmada kritik rol oynuyor.
Avita Çalışan Destek Programı İş Mükemmelliyeti Müdürü Banu Mercan Öztürk’e göre, iş yerinde sağlıklı bir kültür oluşturmak absenteizmi azaltmanın en etkili yollarından biri: “Tükenmişlik sendromu, iş-özel yaşam dengesinin bozulması ve adil olmayan iş dağılımı, çalışanların devamsızlık oranlarını artırıyor. Şirketlerin, çalışanlarını fiziksel ve zihinsel sağlıklarını destekleyecek programlarla teşvik etmesi gerekiyor.” İşverenlerin, çalışanların kişisel sağlık süreçlerine duyarlı olması, çalışma ortamını psikolojik açıdan daha güvenli hale getirmesi de kritik bir adım olarak görülüyor.
Absenteizm, iş dünyasında üretkenliği tehdit eden kritik bir sorun olarak öne çıkıyor. İşletmelerin, çalışan motivasyonunu artıran ve sağlıklı bir çalışma ortamı sunan yaklaşımlar geliştirmesi, uzun vadede bu sorunu en aza indirmek için temel bir strateji olacaktır. Küresel veriler, çalışan mutluluğuna yapılan yatırımların şirketlerin sürdürülebilir başarısı için olmazsa olmaz bir unsur olduğunu gösteriyor. Çalışan sağlığını ön planda tutan şirketler, uzun vadede daha istikrarlı ve verimli bir iş gücüne sahip olacaklardır.