Habercilikteki amatörlük ve profesyonel taraflılık
Bir haberci haberi
Bir pazar sabahı Üsküdar balık pazarından balık almaya gittim. Pazarın başından yürümeye başladım. Tezgahlar hamsi, istavrit, tekir, palamut, çinekop, levrek ve somon, çipura olmak üzere kültürsüz ve kültürlü balıklarla bezenmişti. Fiyat aralığı da her keseye hitap edecek cinsten genişti. 4 lira ile 20 lira arasında değişiyordu.Bizim balıkçıya yanaşınca televizyon kamerasını gördüm. Bizim balıkçı ile söyleşi yapıyorlardı
Size oluyor mu bilmem. Bazen benim aklımdan anlamsız şeyler de yapmak geçer. Hele Pazar günleri bunun için ideal gündür. Örneğin, söyleşi yapılan balıkçının arkasında durup, geri zekalı geri zekalı kameraya el sallasam mı diye geçti içimden. Ve de ertesi gün sınıfta öğrencilerim büyük heyecan içinde "Hocam sizi televizyonda gördük" deseler. Ben de gülsem. Ama düşündüğüm anlamsızlığa kendi kendime güldüm ve şeytana uymadım (!). Televizyoncunun işi daha sürüyordu.Çarşıda biraz daha oyalandım..
Balıkçıya geri döndüğümde söyleşi bitmişti. Muhabir, kameramana son talimatlarını veriyordu: "Yandaki balıkçının tezgahını da çek, fiyatlar da görünsün" . Bizim balıkçı ile konuşmaya "Bugün hangi balığı tavsiye edersin?" diye başladım. Ben balıkçı ile konuşurken muhabir bana yanaştı "Siz de müşteri misiniz?" dedi.. "Evet" dedim. "Fiyatları nasıl buluyorsunuz?" diye sordu.Ben de "Normal" dedim kestirmeden. Muhabir çok kızdı. "Demek sizin ekonomik durumunuz iyi.Ben normal bulmuyorum. Balık çok pahalı. Daha önce sorduğum kişiler de pahalı dediler. Siz normal diyorsunuz" .
Pazar günü çalışma günüm değildi, ama yine bir aydınlatma(!) yapayım diye konuşmaya başladım. "Bakın, bu arz-talep meselesi" diye başlamıştım ki, muhabir dinlemeden ayrıldı. Ben de pahalı (!) balıklardan seçmek için tezgaha göz gezdirmeye başladım. Balıkçı dinlese idi, ona ekonominin temel ilkelerinden söz edecektim. Arz talep anlatılırken ders kitaplarında bile balık piyasasını örnek verdiklerini söyleyecektim; çok balık çıkarsa fiyatların düşeceğini, az balık çıkarsa çıkacağını. Ayrıca balık yerine yenecek diğer ürünlerin de fiyatlarının bunda rol oynayacağını falan anlatacaktım.Ama haberci fikrini oluşturmuş olarak uzaklaştı. Belki de fikrini oluşturup pazara çıkmıştı. Vardığı sonuca delil arıyordu.
Bir Yorum
Ülkemiz tam anlamıyla bir amatörler yurdu, "amatöristan". Nereye baksanız, hangi konuya dalsanız, hep bir yığın amatörle karşılaşıyorsunuz. Cahillik diz boyu. Bazı meslekler hep göz önünde olduğu için buna daha çok tanık oluyorsunuz. Hep gözaltında olanlardan birisi de, yukarıda bir örneğini verdiğim televizyon haberciliği mesleği.
Televizyonlarda gördüğünüz haberlere dikkatle bakınız. Özellikle de sizin mesleğinizle veya ilgi alanınızdaki bir konudaki haberlere dikkat edin. Büyük bir olasılıkla hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Verilen haberlerin ne kadar yüzeysel olduğuna ve çoğu kez de eksik ya da hatalı bilgi verildiğine tanık olacaksınız. Habercilik, magazinleşmiş durumda. Sadece görüntü var.Onda da resim seçicinin insafına kalmış durumdasınız.
Haber yapabilmek için, haber verilen konuyu bilmek gerekiyor. Ama eline mikrofonu, yanına kameramanı alan haberci diye karşımıza çıkıyor. Konularda uzmanlaşma yok. Örneğin, sanat haberi verenin, sanat bilgisi kulaktan dolma. Ya da tarım konusunda haber hazırlayan, sebzeyi ve meyveyi süpermarkette görmüş oluyor. Ekonomi muhabiri EKONOMİ -101 dersinden çakar.
Bu amatörlüğün yanında çok sıkı bir profesyonellik de var. Haberciliğin en önemli özelliği, onun nesnelliği, tarafsızlığı olmalıdır. Ama habercilik bir beyin yıkama mekanizmasına dönüşmüş sanki.En bildiğiniz konularda bile haberlerin nasıl bir taraflılık içinde verildiğine tanık oluyoruz. Haberlere siyasal görüşler doğrultusunda makyaj yapılıyor, hatta makyaj ötesinde, estetik cerrahi uygulanıyor. Aynı haberi iki ayrı kanalda seyredin. Tonlamalara dikkat edin. Acaba aynı haber mi diye merak ettiğiniz oluyor. "Yiğidi öldür, ama hakkını ver" demişler. Bir konuda haksızlık yapmayayım. Bu beyin yıkama konusunda amatörlüğün ötesinde çok profesyonelce bir çaba var
Televizyonda haber seyrederken sağduyu süzgeçlerinizin iyi çalışması gerekiyor; haberiniz olsun.