Gelecekten bugüne bakmak…
Dünya, bugüne ulaşana dek sayısız değişim ve dönüşüm geçirdi. Bu dönüşümlerin ardında değişmeyen bir termodinamik yasa var: Entropi. Hiçbir sistem durağan kalamaz; zamanla karmaşıklaşır, düzensizleşir ve sonunda bu düzensizlik yeni bir düzene evrilir.
Bu evrensel döngü, sadece doğa yasalarında değil, insanlık tarihinin tamamında, toplumsal gelişimde de geçerlidir. O yüzden dönüşüm sürecini, özellikle de bugünü anlamak için sistemlerin doğasını daha iyi kavramak gerekir. Çünkü ancak bu şekilde olanı biteni anlamlandırarak bir yaşam amacı bulur, umutlanır ve ona tutunarak yaşayabiliriz.
Komplike ve karmaşa nedir?
Komplike sistemler, örneğin ileri teknoloji ürünleri gibi mekanik yapılar, doğrusal nedensellik, öngörülebilirlik, sürdürülebilirlik ve kontrol edilebilirlik üzerine kuruludur. Bu sistemler, insan eliyle tasarlanır, evrensel prensiplere dayanır ve tekrarlanabilir sonuçlar üretir. Ancak sosyal-ekolojik sistemler, yani karmaşık sistemler, tamamen farklı bir doğaya sahiptir. Barış, sürdürülebilirlik veya adalet gibi kavramlar, belirsizlik, yüksek dinamizm ve bağlama özgü faktörlerle şekillenir.
Bu sistemler önceden tasarlanamaz; kendi kendine örgütlenir, evrilir ve sürekli bir değişim içinde var olur. İşte bu ayrım, bugünü ve geleceğin dünyasını anlamak için aslında kritik bir ipucudur: Gelecek yalnızca mühendislik (ki toplum mühendisliği de buna dahildir) ve disiplinle (otokratik düzenlere dönüştüklerinde işe yaramazlar) değil, vizyon ve esneklikle inşa edilebilir.
Tarih boyunca defalarca, değişimi gerektiren, karmaşa yaratan temel faktörler şunlar olmuştur:
-Nüfus artar,
-Bu artış ihtiyaçları ve ilişkileri çoğaltır,
-Karmaşıklık oluşur, ardından kaos gelir,
-Kaosu çözmek için yeni araçlar ve yaklaşımlar geliştirilir,
-Ancak bu çözümler, eskiye alışmış olanlarda korku ve direnç yaratır,
-Yeni sistemin kurucuları ise geleceği inşa etmek için mücadele verir,
-Sonuçta tarihsel olarak hep olduğu gibi, yeni sistem galip gelir,
-Ve eski sistemin dönüşümü ile yeni bir düzen doğar.
İşte şimdi, bugün; dünya ve doğal olarak ülkemiz bir kez daha bu silsilenin gerekli kıldığı bir değişimin, hatta dönüşümün eşiğinde. Yani değişimi gerekli ve zorunlu kılan karmaşa oluşmuş durumda. Çünkü lineer olmayan, nedensellik ve belirsizlik içeren, beklenmedik sonuçlar doğuran, kendi kendine organize olan ve bağlama özgü dinamiklerle şekillenen karmaşa, komplike
sistemlerle çözülemeyecek boyutta. Öyle ki bugünün ekonomik, sosyal, kültürel sorunları, iklim değişikliği, eşitsizlik, adalet yoksunluğu gibi çatışmalar – karmaşık sistemlerdir. Ve bu meselelere, komplikasyona özgü, doğrusal ve kontrol odaklı yaklaşımlarla çözüm bulunamaz. Çünkü karmaşık sistemler, esneklik, uyarlanabilirlik ve iş birliği gerektirir.
Bu noktada, bugünün Türk gençliği ve dünyadaki bilinçli nesiller bize dönüşümün yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda etik, sosyal ve çevresel boyutlarını hatırlatıyor.
Onlar, komplike sistemlerin (bilgisayarlar, otonom cihazlar, roketler, vb) ötesine geçerek karmaşık sistemlerle çalışmayı öğreniyor. Örneğin dijitalleşme gibi komplike bir sistemi yalnızca bir araç olarak değil, insani değerlerle bütünleştirilen bir vizyon olarak ele alıyorlar. Bu gençler, belirsizlikle savaşmıyor; onunla birlikte akmayı öğreniyor. “Kendi kendine yenilenme” ve “uyarlanabilirlik” gibi karmaşık sistem özelliklerini, kendi yaşamlarına ve mücadelelerine uyguluyorlar. O yüzden sokaklarda aslında bunu haykırıyorlar. Ve onlar direnmiyor; aksine, eskide kalmak için direnenlere karşı kahramanca mücadele ediyorlar.
Ve bir gelecek sempatizanı olarak diyorum ki: Şu anda gelecek, bugüne bakıyor ve gülümseyerek “Devam edin, az kaldı…” diyor. Çünkü geleceğe vardığımızda daha adil, daha sürdürülebilir bir aşamaya geçmiş olacağız. Tarih bunu hep böyle yazdı: Dönüşüm yalnızca bir tarafın zaferi değil, tüm sistemin evrimidir. O zaman daha iyi bir gelecek yaratmak için çalışmaya devam…