Donald Trump’ın ekonomi politikaları: Türkiye ve dünya için fırsatlar ve tehditler
Donald Trump, 2025 yılında ABD başkanlığına yeniden seçilerek küresel ekonomi ve uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemi başlattı. İlk başkanlık döneminde uyguladığı korumacı ekonomi politikaları, yüksek gümrük tarifeleri ve sert dış politika hamleleri ile dikkat çeken Trump, ikinci döneminde de benzer bir çizgide ilerlemektedir.
ABD- Türkiye siyasi ve ekonomik ilişkilerin konuları
-Siyasi ilişkiler: Stratejik müttefiklik mi, gerilim mi?
-NATO ve savunma işbirliği
Türkiye, NATO’nun önemli üyelerinden biri olarak ABD ile birçok ortak askeri ve stratejik projeye sahiptir. Trump, Avrupa’daki NATO müttefiklerinden daha fazla savunma harcaması yapmalarını talep ederken, Türkiye’nin NATO içindeki rolünü güçlendirebilir. Türkiye, bölgesel güvenlik açısından ABD ile daha yakın işbirliği yapabilir. Ancak, ABD’nin Avrupa ve Asya’daki askeri varlığını artırması, Türkiye’nin bölgedeki stratejik önemini azaltabilir.
-Rusya ile ilişkiler ve ABD’nin tutumu
Trump yönetimi, Türkiye’nin Rusya ile olan askeri ve ekonomik ilişkilerine daha önce sert tepki vermişti. S-400 hava savunma sistemleri alımı nedeniyle Türkiye’ye yaptırımlar uygulanmıştı. 2025 sonrası Trump yönetimi, Türkiye’nin Rusya ile savunma işbirliğini sınırlandırmasını talep edebilir. Eğer Türkiye, Rusya ile yeni askeri anlaşmalara yönelirse, ABD ile ilişkiler yeniden gerginleşebilir.
-Ortadoğu politikaları ve Türkiye’nin rolü
Trump’ın Ortadoğu politikaları, İsrail’e verdiği güçlü destek ve İran’a karşı sert tutumuyla şekilleniyor. Türkiye, Filistin konusunda ABD ile diplomatik anlaşmazlıklar yaşayabilir. İran’a yönelik yeni yaptırımlar, Türkiye’nin İran ile ticaretini kısıtlayabilir. Ancak, ABD-Türkiye arasında Suriye konusunda yeni bir işbirliği doğabilir.
2. Ekonomik ilişkiler: Ticaret, yatırımlar ve engeller
ABD ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler, ticaret, yatırımlar ve enerji işbirliği çerçevesinde değerlendirilebilir.
2.1. Ticaret hacmi ve gümrük politikaları
Trump, ikinci döneminde korumacı ekonomi politikalarına ağırlık vermektedir. ABD’nin ithalata yönelik ek vergiler getirmesi, Türkiye’nin ABD’ye ihracatını olumsuz etkileyebilir. Çelik, tekstil ve otomotiv yan sanayi gibi sektörlerde ABD’ye ihracat yapan Türk firmaları zorlanabilir. ABD’nin Çin’den ithalatı azaltma politikası, Türkiye’ye belirli sektörlerde yeni pazar fırsatları sunabilir.
2.2. Doğrudan yabancı yatırımlar
Trump’ın ABD içinde yatırımları artırmaya yönelik politikaları, Türk şirketlerinin ABD’ye yatırım yapmasını teşvik edebilir. Ancak: Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve Türkiye’deki ekonomik belirsizlikler, ABD’li yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisini azaltabilir. Türkiye’nin savunma, enerji ve teknoloji sektörlerinde ABD ile ortak projeler geliştirmesi, ekonomik işbirliğini artırabilir.
2.3. Enerji işbirliği
ABD’nin petrol ve doğal gaz üretimini artırması, küresel enerji piyasasını etkiliyor. Türkiye, ABD’den LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ithalatını artırarak enerji arz güvenliğini güçlendirebilir. Ancak, ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlar nedeniyle Türkiye’nin İran’dan petrol alımı zorlaşabilir.
Trump’ın ikinci döneminde öne çıkan temel ekonomi politikaları şunlardır:
Gümrük tarifelerinin artırılması: Çin ve Avrupa Birliği başta olmak üzere ABD’ye ihracat yapan ülkelere yeni vergi uygulamaları
Vergi indirimleri: ABD’de şirketler ve bireyler için düşük vergilerle büyümeyi teşvik eden politikalar
Korumacı sanayi politikaları: ABD’de üretimi artırmaya yönelik teşvikler ve ticaret anlaşmalarında revizyonlar
Dolar politikası ve faiz baskısı: Fed üzerinde düşük faiz politikası için baskı ve güçlü dolar stratejisi
Enerji ve savunma politikaları: Petrol ve doğal gaz üretiminde ABD’nin liderliğini pekiştiren adımlar, askeri harcamaların artırılması
Bu politikaların Türkiye ve dünya ekonomisi üzerindeki muhtemel etkileri, fırsatlar ve tehditler açısından değerlendirilmelidir.
Fırsatlar
1.Türkiye için fırsatlar
-ABD-Çin ticaret savaşının Türkiye’ye açtığı alanlar Trump’ın Çin’e karşı uyguladığı yüksek gümrük vergileri, ABD’li şirketlerin alternatif tedarikçi arayışını hızlandırmaktadır. Türkiye, bu süreçte; tekstil, otomotiv yan sanayi ve elektronik sektörlerinde ABD’ye ihracatını artırabilir. Türk sanayi üreticileri, Çin’den ithalat yapan ABD’li firmalara alternatif sağlayıcı olabilir.
1.2. Savunma sanayiinde işbirliği olanakları Trump yönetimi, Avrupa ile savunma alanında gerilim yaşarken, NATO üyesi olan Türkiye ile askeri işbirliklerini artırabilir. Bu durum, Türkiye’nin, savunma sanayi ihracatını artırma, ABD ile ortak projelerde yer alma fırsatlarını doğurabilir.
1.3. Enerji işbirliği ve petrol fiyatlarındaki dengeler Trump’ın enerji politikaları, ABD’nin petrol ve doğal gaz üretimini artırmasına neden olabilir. Türkiye, bu süreçte; ABD’den daha uygun fiyatlı enerji ithalatı yapabilir. Enerji maliyetlerinin düşmesiyle sanayi üretiminde rekabet gücü kazanabilir.
2.Dünya için fırsatlar
2.1. ABD ekonomisindeki canlanma ve küresel büyümeye katkı
Trump’ın vergi indirimleri ve sanayi teşvikleri, ABD ekonomisinde büyümeyi destekleyebilir. Bu durum, dünya ekonomisi için; ABD’den daha fazla ithalat talebi yaratabilir. Gelişmekte olan ülkeler için yatırım akışını hızlandırabilir.
2.2. Teknoloji ve dijital ekonomi alanında yeni pazarlar
Trump, Çin ile teknoloji savaşını hızlandırırken, ABD’li şirketler yeni pazarlar arayabilir. Avrupa ve Asya’daki ülkeler, ABD’nin teknoloji ve yapay zekâ yatırımlarından daha fazla pay alabilir.
Tehditler
1.Türkiye için tehditler
1.1. ABD ile olası ekonomik gerilimler ve yaptırımlar Trump’ın Türkiye ile ilişkileri geçmişte dalgalı bir seyir izlemişti. İkinci döneminde: Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması (örneğin S-400 meselesi), yeni yaptırımlara neden olabilir. ABD ile ticari anlaşmazlıklar nedeniyle gümrük tarifeleriyle karşılaşabiliriz.
1.2. Doların güçlenmesi ve TL üzerindeki baskılar
Trump, ABD’nin küresel finans piyasalarındaki liderliğini pekiştirmek için doların güçlenmesini destekleyebilir. Bu durum, Türkiye için; TL’nin değer kaybetmesine ve borçlanma maliyetlerinin artmasına yol açabilir. Enflasyonun yükselmesine neden olabilir.
-Küresel ticaret daralması ve Türkiye’nin ihracatına etkisi
-ABD’nin korumacı politikaları dünya genelinde ticaretin yavaşlamasına neden olabilir. Türkiye gibi ihracata dayalı büyüyen ekonomiler için bu ciddi bir risktir.
2. Dünya için tehditler
2.1. Küresel ticaret savaşları ve ekonomik gerilimler
Trump’ın uyguladığı yeni gümrük tarifeleri, küresel ticarette yeni gerilimlere yol açabilir. Özellikle; ABD-Çin ticaret savaşı derinleşebilir. AB ve ABD arasındaki ticari ilişkiler gerilebilir.
Gelişmekte olan ülkeler finansal belirsizlikle karşı karşıya kalabilir.
2.2. Küresel borç krizi ve resesyon riski
ABD’nin yüksek bütçe açığı ve agresif ekonomi politikaları, küresel borç krizini tetikleyebilir. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkeler için finansmana erişimi zorlaştırabilir ve küresel bir resesyona yol açabilir.
2.3. Petrol piyasasındaki dalgalanmalar
Trump’ın enerji politikaları ve OPEC ile yaşanan anlaşmazlıklar, petrol fiyatlarında büyük dalgalanmalara neden olabilir. Bu, hem petrol üreticisi hem de ithalatçısı ülkeler için ekonomik istikrarsızlık yaratabilir.
Sonuç
Donald Trump’ın 2025 itibarıyla uyguladığı ekonomi politikaları, hem Türkiye hem de dünya ekonomisi için önemli fırsatlar ve riskler barındırmaktadır. Türkiye için ABD-Çin ticaret savaşından doğabilecek fırsatlar, savunma sanayi ve enerji alanındaki işbirlikleri öne çıkarken, olası yaptırımlar, kur dalgalanmaları ve ticaret engelleri büyük tehditler oluşturmaktadır. Dünya için ABD ekonomisindeki büyüme ve teknoloji sektöründeki gelişmeler olumlu bir görünüm sunarken, ticaret savaşlarının derinleşmesi ve küresel borç krizinin tırmanması büyük riskler yaratmaktadır. Türkiye ve dünya, Trump’ın ekonomi politikalarına uyum sağlamak için stratejik planlamalar yapmalı, ticari ilişkilerini çeşitlendirmeli, ekonominin kur riskine karşı korunaklı olması yönünde stratejileri geliştirmeli dir.
Son söz: “İyi konuşacak kadar zekâya, susacak kadar da akıla sahip olmamak büyük bir sefalettir.” La Bruyere