Diplomasinin çöküşü

Prof. Dr. Burak KÜNTAY
Prof. Dr. Burak KÜNTAY DÜNYA’NIN POLİTİKASI burak.kuntay@dunya.com

Münih Konferan­sı’ndan sonra yaşanan hadiseler, üst üste Amerikan dış po­litikasındaki ve dış po­litikadan ziyade üslu­bun nerelere geldiğini görmemiz noktasında oldukça önemli oldu.

Öncelikle Ameri­ka Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı JD Vance’in Avrupa liderlerine yap­tığı konuşmadaki tarzı ve üslu­bu, yukarıdan bakan tavrı ve bel­ki de Wilson döneminden beri en önemli müttefiki olan Avrupa ül­kelerini yerden yere vurması, Av­rupa’da şok etkisi yarattı. Bu Av­rupalı liderler için beklenmedik bir politika değişikliği değildi. Herkes Amerikan dış politikasın­daki bu muhtemel değişimi bek­liyordu. Ama üslup ve tarz önü­müzdeki dört sene için zorlukları gösteriyordu.

Dış politikada ve siyasette güç­lü olanın her zaman kullandığı o despot yaptırım gücü, diplomasi ışıltıları altında hep diplomatik bir dil ve diplomatik bir üslupla olmuştu. Oysaki ilk defa kırk ya­şında dış politika tecrübesi nere­deyse hiç olmayan, genç bir siya­setçi Avrupa’nın köklü ülkelerine ve onların liderlerine, bir müddet önce kendi yaşadıkları ve yaptık­larının aksine demokrasi ve etik dersi veriyordu.

Çok zaman geç­meden Amerika Birleşik Devlet­leri Başkanı Donald Trump’ın Amerika’nın sadece Biden döne­minde değil, belki de Soğuk Savaş döneminden beri Rusya’yı boz­kırlara itme politikasından geri adım atıp, uzun zamandır destek­lediği Ukrayna’yı ve liderini dik­tatörlükle suçladı. Diktatör de­mesinin sebebi de Zelenski’nin seçim döneminde savaşı ortaya koyarak seçimleri ertelemesiydi. Açık konuşmak gerekirse ülkenin ciddi bir kesiminin işgal altında olduğu, diğer kısmının yurt dışı­na göçtüğü bir savaş ortamında seçim yapmak çok sağlıklı ve çok olası da değildi.

Cumhuriyetçi Parti’de de rahatsızlıklar başladı

Hepsinin üstüne Amerikan dış politika üslubunda hiç görül­memiş bir şekilde ne kadar kar­şı olursa olsun Başkan ve Baş­kan Yardımcısı hatta diğer kabi­ne üyeleri bir önceki yönetimi aşağılar derecede dünya kamuo­yu önünde eleştirmeye başladı­lar. Gerçi eleştiri tabiri biraz ha­fif kaçtı. Belli dönemlerde, eski yönetimlere hakaret ettiler desek hiç yanlış olmaz. Bu Amerikan si­yasetinde hiç ama hiç görmedi­ğimiz bir üsluptu.

Bunun üstüne Trump’ın Zelenski’ye, Amerika Ukrayna’ya yardım eder ama ül­kenizin mineralleri ve madenle­ri konusunda imtiyazlar tanıya­caksınız tarzı, müstemleke vali­si tarzıyla yaklaşımı yavaş yavaş Cumhuriyetçi Parti içinde dahi rahatsızlıklar yaratmaya başla­dı. Amerika yıllardır birçok ülke­de yardımları karşılığı ya da yap­tırımları öne sürerek zaten bir­çok imtiyaz almıştı.

Ama bunun bu derece sert ve diplomasiden uzak bir şekilde ifade edilmesi gerek bürokraside gerek iki par­tinin siyasetçilerinde de rahat­sızlık uyandırdı. Ama şüphesiz ki en son gelişme, bizim tabirimizle her şeyin üzerine tuz biber ekti. Zelenski’nin Beyaz Saray’da Oval ofise çağrılması, orada düzenle­nen büyük mizansen, Oval ofiste bulunan gazetecilerden, siyaset­çilerine, bürokratından diğer ka­tılımcılara, herkesin önünde çok sert, kaba ve üslupsuz bir şekilde bir ülkenin devlet başkanı yerden yere vuruldu. Bu belli ki önceden ayarlanmış senaryosu yazılmış bir mizansendi. Burada acı olan diplomasiye yakışmayacak ve ta­rih boyu uygulanan diplomatik teamüller ile hiç örtüşmeyecek şekilde takınılan bir üslup oldu.

Avrupa kendi güvenlik sistemini kurabilir

Beğenirsiniz beğenmezsiniz, seversiniz sevmezsiniz, kabul edersiniz etmezsiniz ama bir ger­çek var ki Wilson döneminden itibaren bilhassa da İkinci Dün­ya Savaşı sonrası, Amerika Birle­şik Devletleri kendi elleriyle kur­duğu İkinci Dünya Savaşı sonrası düzenin mimarı ve lideri haline gelmişti. Bu son yaşanan hadise aslında Amerika’ya müttefikle­ri tarafından yıllar içinde duyu­lan güvenin bir daha kolay kolay tesis edilemeyecek şekilde çökü­şünün başlangıcı oldu. Bundan sonra hiçbir müttefik Amerika’ya güvenip uzun vadeli hiçbir plan yapmaz. Nitekim Avrupa’da ken­di güvenlik sisteminin kurulma­sını yeniden dillendirilmeye baş­ladı bile.

Dünya siyasetinde sistemler güç ile kurulur gibi görünse de diplomasiyle yaşatılır, diploma­siyle sürdürülür ve diplomasiyle ayakta tutulur. Trump yönetimi siyasetin ve yönetimin bir numa­ralı teorisinin çökmesine sebep oluyor. Avrupalı müttefikleri, belki de dört sene sonra değişe­ceğinden emin oldukları üsluba sabredecekler. Bu üslup bir gün yeni Amerikan liderleri ve yak­laşımlarıyla değişecek bile olsa, diplomasiye ve Amerikan algısı­na vereceği zarar bir daha asla ye­niden tesis olmayacak ve bugüne kadar alıştığımız sistem bir daha asla geri dönmeyecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Birliğin Durumu 11 Mart 2025
Önce ekonomi 25 Şubat 2025
Bir devrin sonu 18 Şubat 2025
Elon Musk ve DOGE ekibi 11 Şubat 2025
Trump’lı günler 04 Şubat 2025
Tek yürek Kanada 28 Ocak 2025
Grönland 21 Ocak 2025