Değer artış kazançlarında etkin vergileme sorunu

Prof. Dr. Ayhan Selçuk ÖZGENÇ
Prof. Dr. Ayhan Selçuk ÖZGENÇ info@dunya.com

En genel biçimiy­le değer artış kazancı, bir kişinin veya kurumun sa­hip olduğu varlıkla­rın, alım fiyatı ile sa­tım fiyatı arasındaki farktan kaynaklanan kazanç anlamına gel­mektedir. Gelir ver­gisi sistemimizde çe­şitli mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artışı kazanç­ları olarak vergilendirilmekte­dir.

Değer artış kazançlarının vergi gelirleri içindeki payı, kazancın nasıl kavranacağı, ne zaman vergileneceği yahut na­sıl endekslenmesi gerektiği gibi bir dizi soru söz konusu kazancın vergilenmesi bakımından tar­tışmalı olmuştur. Değer artış kazançlarıyla ilgili bu ve ben­zeri sorulara cevap aramaya çalışan yakın tarihli bir OECD çalışması konuyu kapsamlı bi­çimde ele almıştır.*

Değer artış kazançlarında vergileme

Sistemimizde değer artış ka­zançları Gelir Vergisi Kanu­nu’nun ilgili maddeleri çerçe­vesinde belirli koşullar altında vergilendirilmektedir. Ancak bu kazançlara uygulanan istis­na ve indirimler de söz konu­sudur. Değer artış kazancının vergilendirilmesi, kazancın el­de edildiği varlık türüne, elde bulundurma süresine göre değişik­lik göstermektedir. Değer ar­tış kazancının hesaplanmasın­da, varlığın alış ve satış tarih­lerindeki değerleri, enflasyon düzeltmeleri ve diğer giderler dikkate alınmaktadır.

Raporun kapsamı

Rapor, OECD ülkelerinin de­ğer artış kazançlarının vergi­lendirilmesine ilişkin dene­yimlerini inceleyerek, değer artış kazançlarına diğer gelir türlerine kıyasla daha avantajlı vergi muamelesi sunmanın ge­rekçelerini, zorluklarını ve so­nuçlarını analiz etmektedir.

Uygulamada, mevcut değer artış kazançlarını vergilendir­me sistemleri genellikle vergi adaletini zayıflatmakta, eko­nomik çarpıklıklara yol aç­makta ve gelir artırma potan­siyelini sınırlamaktadır. He­defe yönelik vergi muafiyetleri ve vergilendirme esasına yapı­lan düzenlemeler gibi alterna­tif yaklaşımlar, bu zorlukların bir kısmını çözebilir; ancak bu tür önlemlerin denge unsurları dikkatle değerlendirilmelidir. Rapor, olası politika reform­larını değerlendirmek için bir temel oluşturmaktadır.

Raporun çıktıları

Değer artış kazançlarının avantajlı vergilendirmesini haklı çıkarmak için farklı ge­rekçeler öne sürülmekle bir­likte destekleyici kanıtlar ka­rışık bir görünüm taşıyor. De­ğer artış kazançlarında vergi indiriminin toplam tasarrufla­rı önemli ölçüde artırdığı veya toplam tasarruflardaki artışla­rın daha yüksek yerel yatırımla sonuçlanacağı görüşünü des­tekleyecek çok az kanıt bulun­maktadır.

Değer artış kazançlarında vergi indiriminin girişimciliği teşvik ettiğini öne süren araş­tırmalar, belirli yatırımcı tür­leriyle sınırlıdır ve daha genel olarak, vergi indirimi bir etki yaratsa bile, diğer vergi ve ver­gi dışı politikalar daha etki­li olabilir. Kişiler bakımından çifte vergilendirme veya enf­lasyonist kazançların vergilen­dirilmesini tazmin etme gibi bazı gerekçeler, vergi indirim­leri için daha güçlü bir argü­man sunsa da amaca özgülenen indirim biçimleri bu hedeflere daha doğrudan ulaşabilir nite­liğe sahiptir.

Avantajlı değer artış kazanç­ları vergi uygulaması, emek ge­lirinden sermaye gelirine kay­malar ve yatırım ve kar dağı­tım tercihlerinde bozulmalar gibi ekonomik bozulmalara yol açma potansiyeline sahiptir. Benzer gelir düzeylerine sahip ancak farklı kaynaklardan elde eden bireylerin farklı vergi yü­kümlülükleriyle karşılaşması nedeniyle yatay eşitliği azalt­tığı gibi, yüksek gelir ve serve­te sahip bireylerin hem gerçek­leşmiş hem de gerçekleşme­miş değer artış kazançlarından orantısız bir pay alması nede­niyle dikey eşitliği de azaltır. Vergilendirmenin realizasyo­na bağlı olması esası, bireyle­rin değer artış kazançlarının elde edilmesini stratejik ola­rak ertelemesine veya zaman­lamasına da olanak tanımak­tadır.

Diğer öneriler, vergi mini­mizasyonunu azaltmak için vergilendirmenin realizasyo­na bağlı olması esasını ayarla­mayı veya değiştirmeyi kapsa­maktadır. Bunlar; realizasyon esaslı vergilendirmeyi sür­dürmek ancak belirli olaylar­da kazançların realize olmuş sayılmasını sağlamak, geriye dönük vergilendirme yoluyla bir erteleme ücreti uygulamak veya realizasyon esaslı vergi­lendirmeden değer artış ka­zançlarını tahakkuk ettikleri anda vergilendirmeye geçmek gibi seçenekleri içermektedir.

Bu çeşitli seçeneklerin artıla­rı ve eksileri dikkatlice değer­lendirilmelidir. Ancak, belirli olaylarda (örneğin, ölüm veya göç) kazançların gerçekleşmiş sayılması, bazı kazançların ta­mamen vergi dışı kalmasını önleyerek realizasyon esaslı değer artış kazançları vergile­rini güçlendirmede önemli bir rol oynayabilir.

*Taxing capital gains, Country experiences and challenges, OECD Taxation Working Papers

26 February 2025, https:// www.oecd.org/en/publications/ taxing-capital-gains_9e33bd­2b-en.html

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar