Bu defa durum farklı (1)
Haziran ayından bu yana ekonomide bir çalkantı var. Her zamanki gibi çalkantı parasal alanda. Finansal fiyatlar sürekli dalgalanıyor. Kalıcı olan tek şey dalgalanma yönünün yukarıya doğru olması. Faizler de döviz kurları da yükselerek dalgalanıyor.
Bildiğimiz ve alışık olduğumuz türbülans süreçlerini andırıyor bu. Zaten olan biten de daha çok böyle algılanıp, böyle çözümleniyor. Kendi adıma ben böyle düşünmüyorum. Sistemin merkezinde oluşan daha derinlikli, daha kapsamlı ve daha yaygın etkili bir küresel dönüşümün ürettiği ilk çalkalanmalar olarak yorumluyorum son gelişmeleri.
Bu yargıdan hemen iki sonuç üretebiliriz. Türbülans görüntüsü veren devinim tedavi edilince bitecek, geçici bir olgu değil. Tersine, sistemin merkezinde başlatılan ve uzun süre bizimle birlikte olacak olan kalıcı bir yön değişme söz konusu. Yani geçici bir piyasa dalgalanması değil bu olup biten. Bu bir.
İkinci sonuç da bundan türüyor zaten. Bizim dışımızda ve sistemik bir dayatma biçiminde gelişen küresel yön değiştirmeyi ulusal politikalarla durdurma ve tersine çevirme imkanı yok. Ulusal politikalar hasar olmasını değil hasarın boyutunu belirleyecek. Yani bu kez ulusal politikaları tedavi edici olmaktan çok koruyucu, sınırlayıcı olacak düşünüp ona göre kurgulamak durumundayız. Bu da iki.
* * *
Meramımı biraz daha ayrıntılı olarak açıklayacağım tabii. Ama bunun tek bir yazıya sığdırılması mümkün olmayacak gibi görünüyor. Birkaç yazıda işi toparlamayı umuyorum.
Son zamanlarda artan oynaklığı ve çalkantıları temelde merkezde (ABD) uygulanan para politikasının yön değiştirmesine bağlıyorum. Bunda bana özgü bir şey yok. Herkes olanları böyle yorumluyor.
Aslına bakarsanız merkezdeki bu gelişmeyi bütün ülkelerde yapılabilecek basit bir para politikası değişimi olarak yorumlamak mümkün. Bana kalırsa bu yorum yetersiz. Söz konusu değişimin basit bir politika değişiminden çok, yaygın etkiler yaratacak, köklü ve temelli bir yön değiştirme olduğunu düşünüyorum. Merkezdeki para politikası uygulamasının, geniş bir bulaşma ağı yaratarak, adeta bir küresel büyüme rejimi gibi etkili olduğu kanısındayım. Bu nedenle merkezdeki para politikası değişimini, özellikle bizim türümüzdeki ülkeler bağlamında, bir tür “rejim değişikliği” olarak yorumluyorum.
Kısacası yaşadığımız süreç bir rejim değişmesi süreci. Olası yansımalarını, etkilerini ve sonuçlarını da ona göre değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.
* * *
Sürecin başlangıcını 2000’lerin başına kadar götürmek mümkün. Dot com krizi sonrasında sistemin merkezinde (ABD) başlayan durgunlaşma eğilimi iktisat politikalarının gevşetilmesi ile aşılmaya çalışıldı. Para miktarı çoğaltıldı, faiz oranları düşürüldü. Bu politika müdahalesi etkili oldu. Sistemin merkezi canlandı. Yeni bir yükselme konjonktürünün önü açıldı. Merkez ülkelerdeki canlanma fon bolluğu aracılığıyla çevre ülkelere de bulaştı. Bu dönemde içinde bizim de yer aldığımız çevre ülkelerde dış kaynak hem bollaştı hem de ucuzladı. Hep birlikte bir yükselme (büyüme) konjonktürü yaşandı.
Bu gelişmenin iki önemli sürecin önünü açtı. Bunlardan birisi uluslar arası fon piyasalarında borçlanma-kaldıraç (leverage) destekli işlemlerin olağan dışı büyümesidir. Yani borçlanmaması gereken aktörler de borçlanmıştır. İkincisi de bizim gibi kaynak fakiri ülkelerin bol ve ucuz dış kaynak kullanımı (borçlanma) ile büyüme bağımlısı haline gelmesidir. Yani daha yavaş büyümesi gereken ülkeler de yüksek hızlarla büyümüştür.
Gevşek para destekli büyüme konjonktürü küresel krize kadar (2008) sürdü. Küresel krizin nedenleri tartışılırken iki grup tezin öne çıktığını biliyoruz. Bir kısım yorumcular krizin bol ve ucuz fon arzının mali piyasalarda yarattığı fiyat ve miktar çarpıklıklarından kaynaklandığını savundular. Bazı yorumcular ise dış kaynak destekli büyümenin yarattığı reel dengesizliklerin krizin nedeni olduğunu öne sürdüler.
Gevşek para destekli büyüme rejiminin kriz ürettiğinde şüphe yok. Ancak krizin bu süreci sonlandırdığını söylemek de zor. Bol para-düşük faiz ikilisi, üstelik daha da büyük boyutlarda, bu kez krizde dibe vuran ekonomileri yeniden canlandırmak amacıyla kullanılmaya başlandı. Rejim devam etti anlayacağınız.
2000’li yılların başından bu yana süren bu rejim şimdi değiştiriliyor. Sıkıntının kaynağı bu. Devam edeceğim.