Bir kalp kapakçığı lütfen

Furkan LÜLECİ
Furkan LÜLECİ [email protected]

3D (üç boyutlu) yazıcı teknoloji dünyasında devrim yaratan bir buluş. Baskı yaparken kullandığı malzeme de özel bir plastik. Bu yazıcılar henüz yeni yeni ev kullanıcısına ulaşırken tıp dünyası bu teknolojiyi organ basımında kullanmaya başladı! Evet, başlıkta yazdığım gibi kalp kapakçığınız sorunlu mu? Buyurun hemen yenisini basalım. Peki ‘Biyobasım’ adı verilen bu işlem nasıl mümkün oluyor?

Biyobasım, üç boyutlu yazıcılarda biyolojik materyaller kullanılarak hücre tabanlı doku ve organ üretilmesini sağlayan bir yöntem. Canlı hücreler ve biyomalzemeler, katman katman birleştirilerek karmaşık yapılar haline getiriliyor. Tıpkı bir 3D yazıcıda plastik yapıların oluşturulması gibi. Tahmin ettiğiniz üzere, canlı hücreler hastadan alınıyor. Bu teknoloji, sağlık ve tıp alanında devrim yaratma potansiyeline sahip. Organ naklinden doku yenilenmesine kadar birçok alanda kullanılabilir. 

Bu konuda bir örnek vermek gerekirse, Yale Üniversitesi’nde bir grup bilim insanı, bir hastanın kendi hücrelerinden biyobasım ile bir kulak üretti. Evet, bildiğiniz bir kulak! Bu, hastanın vücudu tarafından tamamen kabul edildi ve herhangi bir reddedilme yaşanmadı. Bu, tıp dünyasında büyük bir devrimin habercisi olabilir.

Biyobasımın temel işleyişi şöyle: Biyomürekkepler olarak adlandırılan hücre ve malzemeler,bir yazıcı aracılığıyla organize ediliyor.  İstenen biyolojik yapı bu şekilde oluşturuluyor. Bu biyomürekkepler, canlı hücreler ile bu hücreleri destekleyen taşıyıcı malzemelerden meydana geliyor. Taşıyıcı malzemeler hücrelerin büyümesini ve çoğalmasını destekleyen bir ‘biyopolimer jel’ içeriyor. Böylece, baskı süreci boyunca hücreler korunuyor ve istenen biyolojik yapı formunu alıyor. İnanılmaz değil mi? Böyle şeyleri bugüne dek ancak bilimkurgu filmlerinde gördük. 

Neler yapılabilir?

Biyobasım, henüz tam potansiyeline ulaşmadığı için yapılabilecek şeyler sınırlı. Ancak aşağıda sayacaklarımın gerçekleşmesine çok çok az kaldı.

Biyobasım özellikle hasar görmüş dokuların yenilenmesi veya onarılması konusunda büyük bir umut vadediyor. Örneğin, yanık tedavisinde yeni deri dokusu basılabilir ve bu sayede iyileşme süresi kısalırken yara izleri de en aza indirilebilir. Benzer şekilde, eklem problemleri yaşayan hastalar için biyobasım teknolojisiyle üretilen kıkırdak dokular kullanılabilir.

Bu yöntem hastaların kendi hücrelerinden organlar üretme olanağı da sunuyor. Böylelikle organ nakillerinde yaşanan reddedilme problemi büyük ölçüde azalabilir. Hastadan alınan hücrelerle basılan organlar, vücudun bağışıklık sistemi tarafından yabancı olarak algılanmayacağı için daha başarılı sonuçlar elde edilebilir.

İlaç geliştirme süreçleri hala hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle ilerliyor. Biyobasım bizi bu zorunluluktan kurtarma potansiyeline sahip. Artık bu testleri biyobasılmış insan dokuları üzerinde yapabiliriz. Ayrıca sonuçlar da daha güvenli olacaktır. Yani biyobasım ilaç geliştirme sürecini hızlandırabilir ve maliyetleri düşürebilir.

Teknoloji şu an hangi seviyede?

Biyobasım teknolojisi, ilk olarak 1980'lerde tanıtılmış olmasına rağmen, hâlâ çok gelişmesi gerekiyor. Günümüzde bu teknoloji, karmaşık dokuların ve organların üretiminde sınırlamalarla karşı karşıya. Özellikle kan damarları ve sinirler gibi kompleks yapıları biyobasım yoluyla üretmek çok zor. Ama bilim insanlarının sürekli olarak yeni biyomürekkepler ve baskı teknikleri geliştirmesi umut verici.

Biyobasımın yaygın bir şekilde kullanılabilmesi için çeşitli zorlukların aşılması gerekiyor. Teknolojik açıdan, biyomürekkeplerin ve baskı sürecinin optimize edilmesi, daha karmaşık ve işlevsel dokuların üretimi için kritik bir öneme sahip. Etik açıdan, insan hücrelerinin kullanımıyla ilgili kaygılar devam ediyor. Bu nedenle biyobasımın etik sınırları belirlenmeli. Ekonomik açıdan ise, biyobasım teknolojisinin maliyeti oldukça yüksek. Geniş kitlelere ulaşabilmesi için maliyetlerin düşürülmesi gerekiyor.

Uzak gelecekte bizi ne bekliyor?

Gelecekte, biyobasım teknolojisinin gelişmesiyle birlikte tıp alanında büyük değişiklikler bekleniyor. Hastaların kendi hücrelerinden organların basılmasıyla organ nakli süreci tamamen değişebilir. Bu sayede, organ nakli bekleyen milyonlarca insana umut verici bir çözüm sunulabilir. 

Gelişen biyobasım teknolojisi, tıbbın ötesinde birçok farklı alanda kullanılabilir. Örneğin, estetik cerrahi alanında kişiselleştirilmiş kozmetik ürünler veya cilt yenileme tedavileri geliştirilebilir. Ayrıca, biyobasım sayesinde laboratuvar ortamında üretilen et ve diğer gıda ürünleri, sürdürülebilir gıda üretimi konusunda önemli bir rol oynayabilir.

Biyobasım, tıp ve biyomühendislik alanında devrim yaratma potansiyeline sahip, hızla gelişen bir teknoloji. Henüz erken aşamalarında olmasına rağmen, biyobasımın gelecekte tıpta ve diğer birçok alanda köklü değişiklikler getireceği kesin. Organ nakli bekleyen hastalar, ilaç testlerinde doğruluğu artırma ihtiyacı duyan bilim insanları ve kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri geliştirmek isteyen tıp uzmanları için biyobasım büyük bir umut kaynağı. 

Kısa kısa...

Gözlüksüz 3D İzleme Deneyimi: Samsung, oyun tutkunları için gözlüksüz üç boyutlu izleme deneyimi sunan yeni monitörünü tanıttı. Odyssey 3D adı verilen bu monitör, göz hareketlerini izleyerek her göze ayrı bir görüntü yansıtan özel lensler kullanıyor. 4K QLED ekran teknolojisiyle donatılan bu monitör, oyun dünyasında devrim yaratabilir.

Zoom’da 1 Milyon Katılımcı: Zoom, video konferans görüşmelerinde aynı anda 1 milyon katılımcıyı destekleyebilecek yeni bir güncelleme getirdi. Artık, devasa webinarlar düzenlemek mümkün. Ancak bu büyük ölçekli toplantılar için kullanıcıların 100 bin dolarlık bir ödeme yapması gerekiyor.

İnsansı Robotlar Gündelik Hayatta: Çin merkezli robotik şirketi Unitree, insansı robotu G1’in seri üretimine başlıyor. 34 kilogram ağırlığındaki bu robot, merdiven çıkmaktan hassas nesneleri kavramaya kadar birçok günlük görevi yerine getirebiliyor. 16 bin dolarlık fiyat etiketiyle sunulacak bu robot, geleceğin evlerinde yerini alabilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar