Bir günlük tüketmemenin bedeli yaklaşık 100 milyar TL
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması üzerine başlayan gerilim ve eylem yapan gençlerin gözaltına alınmasına tepki olarak gerçekleştirilen “1 günlük tüketim boykotu”nun genel ekonomiye etkisinin parasal değer anlamında sıfıra yakın olduğu hesaplandı.
Ana muhalefet partisi CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak belirlediği İmamoğlu’nun hakkındaki çeşitli iddialar dolayısıyla tutuklanması sonrasında siyasal ve sosyal gerilim baş göstermiş, özellikle gençlerden oluşan kalabalık kitleler meydanlarda protesto gösterisi yapmaya başlamıştı. Eylemci gençlere yönelik gözaltılar üzerine gerilimin dozu artarken, gençlerden gelen çağrı üzerine organize edilen ve CHP’nin de desteklediği tüketim boykotu dün hayata geçirildi.
1 gün tüketmemek kaç TL?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından hesaplanan gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) verileri baz alındığında, bunun içinde yurt içi yerleşik hanelerin tüketim harcamaları yüzde 59,2 dolayında bir paya sahip bulunuyor.
2024 yılında harcamalar yöntemiyle GSYH (milli gelir) cari fiyatlarla 43 trilyon 410,5 milyar TL olurken, bunun 25 trilyon 689,5 milyar liralık bölümü yurt içi tüketim harcamalarından oluştu. ABD Doları cinsinden bakıldığında da GSYH 1 trilyon 322,4 milyar dolar, yurt içi yerleşik hanelerin tüketim harcamaları 782,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Buna göre 1 güne düşen ortalama tüketim harcaması 70,4 milyar TL (2,1 milyar dolar) oldu.
Cari fiyatlarla GSYH’nin 2025’in tümünde yüzde 41,8 artışla 61 trilyon 540 milyar TL ve hesaplamada 42,01 TL olarak baz alınan ortalama dolar kuruna göre de 1 trilyon 465 milyar dolar olması hedefleniyor.
Hane halkı tüketim harcamalarının GSYH içindeki payının aynı kaldığı varsayılırsa 2025 yılın tümündeki tutarının 36 trilyon 418,2 milyar TL (867 milyar dolar), bunun günlük ortalamasının da 99,8 milyar TL (2,4 milyar dolar) olması bekleniyor.
İzleyen güne sarkınca etki sıfır olacak
Buna göre 1 güne düşen ortalama tüketim harcamasının yıllık milli gelir içindeki payı sadece yüzde 0,16 (on binde 16) düzeyinde. Ancak yurt içi yerleşik hane halklarının tümü 1 gün boyunca hiç tüketim harcaması yapmazsa yıllık gayri safi yurt içi hasılada de bu oranda bir kayıp oluşacak. Dolayısıyla hane halklarının tümünün boykota katılmaması nedeniyle bu kayıp çok daha düşük düzeyde. 2 Nisan’da gün boyu yapılmayan tüketim harcamalarının izleyen günlere sarkması, başka deyişle aynı harcamayı sonraki ile birleştirerek yapması durumunda ise boykotun ekonomiye parasal etkisi tamamen sıfırlanmış olacak.
Boykotun sembolik anlamı
Dünyada tüketiciler, tüketim ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla satın almanın yanında, işletme politikalarını beğendikleri işletmeleri desteklemek-beğenmedikleri işletmeleri cezalandırmak amacıyla satın alma miktarlarını arttırıp azaltma ya da işletme hakkındaki değerlendirmeleri tümüyle olumsuz ise tüm ürünleri için satın almaktan vazgeçme şeklinde boykota gidebiliyor. Böylelikle, tüketiciler ekonomik güçleriyle işletme uygulamaları üzerinde etkili oluyor.
Dünyada giderek güçlenen anlayışta tüketim boykotları, şiddet içermeyen (demokratik) bir kitlesel demokratik protesto eylemi olarak görülüyor ve bir “sivil itaatsizlik biçimi” olarak nitelendiriliyor.
2 Nisan’da yapılan “1 günlük tüketim boykotu”nun hareket noktasını, siyasi erkin iradesi ile gerçekleştiği iddia edilen yargılamalara itiraz oluşturuyor ve iktidar yanlısı ve iktidara yakın olduğu düşünülen işletmelerin ürünleri boykotun kapsamında yer aldı.
Bir gün boyunca hiç tüketim harcaması yapmama şeklinde gerçekleşen boykotun ekonomik etkisi sınırlı kalırken, asıl demokratik bir protesto hakkı anlamındaki simgesel anlamı öne çıkıyor. Ancak izleyen dönemde yinelenmesi olasılığında ise tüketim boykotlarının ekonomiye etkisinin hissedilir düzeylere gelebileceği belirtiliyor.
Dünyadan bazı boykot örnekleri
Tüketici boykotlarının hedefledikleri sonuçlara ulaşmadaki başarısının duruma göre değiştiği, etkisinin yüksek olabildiği gibi sınırlı da kalabildiği görülürken, dünyada çeşitli tarihlerde gerçekleştirilen farklı niteliklerdeki tüketim boykotlarına birkaç örnek şöyle:
-Rummo boykotu: Geçen yıl şubat ayında İtalya Başbakan Yardımcısı ve aşırı sağcı Lega Nord partisinin lideri Matteo Salvini’nin ünlü makarna üreticisi Rummo’nun fabrikasını ziyareti üzerine sosyal medyada geniş bir boykot kampanyası başladı. Boykot kampanyasına katılan kullanıcılar Rummo’nun aşırı sağcı lidere siyaset yapacağı bir alan sağladığı için tepki gösterdi. Rummo’nun sosyal medya hesapları eleştiri yağmuruna tutuldu, makarna üreticisinin boykotta uğradığı finansal zarar açıklanmadı.
- İsrail’e Gazze boykotu: İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve insan hakkı ihlalleri nedeniyle sosyal medya gündemine giren İsrail ve onu destekleyen firmaların mal ve hizmetlerine yönelik boykot hareketi geçen yıla damga vurdu. Bu boykotun hedefindeki markaların başında McDonald’s geldi. Firmanın İsrail şubesinin İsrail ordusuna bedava yemek verme kararı, nüfusun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerde ciddi tepkilere yol açtı. İsrail’e yönelik boykot çağrılarının sosyal medyada çok etkili olduğu Türkiye’de de yine boykotun hedefindeki markalardan Coca Cola’nın satış hacmi yılın son çeyreğinde yaklaşık yüzde 22 azaldı. Türkiye’deki Starbucks boykotunda ise şiddet sahneleri yaşandı.
-“Foie gras” boykotu: Londra ve Hong Kong’da şubeleri bulunan Fortnum & Mason adlı lüks İngiliz mağaza zinciri, 2021’in mart ayında hayvan hakları örgütü PETA tarafından desteklenen bir boykot organizasyonuna maruz kaldı. Yağlı kaz ciğerlerinden elde edilen “Foie gras” satışlarının durdurulması için yapılan ve birçok İngiliz ünlü ve politikacının da destek verdiği boykot organizasyonu kapsamında tüketicilerin, hayvan hakları konusunda tutumlarını ortaya koyması ile firma, satışlarını sonlandırdı.
-Kaliforniya üzüm boykotu: 1965-1970 yılları arasında gerçekleştirilen söz konusu boykot, Cesar Chavez liderliğinde, Kaliforniya ve ABD’nin güneybatısındaki çiftçilerle gerçekleştirildi. Chavez, kereviz, üzüm ve greyfurt gibi o bölgenin stratejik tarım ürünleri endüstrisi boykotunu, Kaliforniya’daki göçmen işçilerin koşullarını iyileştirmek ve sendikal haklarını kazanmak amacıyla organize etti. Çiftçiler dışında boykota; toplumsal aktivistler, dini gruplar, sendika üyeleri ve tüketiciler de destek verdi. Bu organizasyon, tüketici boykotlarının “tüketicilerden çalışanlara destek” şeklinde de gerçekleşebildiğini gösterdi.