Avrupa frene bastı, biz tam gaz!..

Tuğrul AKŞAR
Tuğrul AKŞAR EKO-SPOR taksar@gmail.com

Geçen hafta ülkemizde ve Avrupa'da yapılan son transferlerle yaz dönemi transfer sezonu kapandı. Tüm kulüplerimiz gereksinimi olan mevkilerine kendilerince en uygun transferi yaptılar ve 2010/11 sezonunda bu oyuncularla kupa ve şampiyonluk kovalayacaklar. Ancak bu sene özellikle Avrupa'da transfer geçen yılın aksine biraz sönük geçti. Her sene transfere yüz milyonlarca Euro para harcayan Avrupa'nın üst düzey kulüplerinden bu sene çok fazla ses çıkmadı. Bu durumun iki nedeni olabileceğini düşünüyorum. İlki ve en önemlisi UEFA'nın yaklaşan "fair play" uygulaması nedeniyle kulüplerin kendilerine çeki düzen vermek istemeleri, ikincisi ise doğal neden. Yani ekonomik ve mali krizin olumsuz etkisiyle kulüplerin transfere ek bütçeler ve daha fazla para ayıramamaları.

Bu hafta bu konu üzerinde durmaya çalışacağız. Avrupa'da işler bu anlamda pek de beklendiği gibi gitmese de, sağ olsunlar bizim kulüplerimiz hız kesmediler ve bu yılda transfere inanılmaz paralar akıttılar. Bir yanda Avrupa frene basarken (ya da basmak zorunda kalırken), bizim tam gaz yolumuza devam etmemizin arka planında neler yer yatıyor bunları sizlerle birlikte irdelemek istiyoruz.

La Liga transferinde yüzde 47.19'luk düşüş var

Avrupa futbol piyasasında bu yaz transfer beklenenin gerisinde bir hareketlilik gösterdi. Her yıl transfere yüz milyonlarca Euro akıtan büyük futbol ligleri ve kulüpleri bu seneki yaz transfer dönemini sönük geçirdiler. Bunun çeşitli sebepleri var. Bunları tartışacağız ama öncelikle isterseniz Avrupa'da bu sezon ve geçen sene ne kadarlık bir transfer yapıldı birlikte göz atalım.

Aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere Avrupa futboluna yön veren beş büyük ligde önemli transfer harcaması düşüşü var. En dramatik düşüşte %47.19'luk oran ile İspanyol La Liga'da görünüyor. La Liga'yı %40.59 ile İtalyan Serie-A izlerken, Alman Ligi Bundesliga da bu sene frene basmış durumda onların da harcamaları %36.07 gerilemiş durumda. Fransız Lig1'deki transfer harcamalarındaki gerileme %24.04 iken, İngiliz Premier Lig'de ise bu oran %22.23 olarak gerçekleşmiş durumda. Kısacası Avrupa'nın başat liglerinde bu yıl transfer harcamalarında çok önemli düşüşler gözlemleniyor.

Bizim muadilimiz olabilecek liglerden Portekiz'de transfer harcamaları bir önceki yıla göre bir değişiklik göstermezken, Yunan Süper Ligi'nde ise durum tam bir felaket. Yunan Süper Lig'inde transfer harcamaları bir önceki yıla göre %50.68 düşmüş durumda…

Ülkemizde ise transfer harcamalarında bir önceki yıla göre küçükte olsa bir artış söz konusu. 2009/10 sezonunda toplam transfere yaklaşık 87 milyon Euro harcayan kulüplerimiz bu sezon transfere yaklaşık 90 milyon Euro harcamış vaziyetteler.

2010 ve 2011 transfer harcamaları karşılaştırması ve ülkelerin büyüme hızları değişimi

  Milyon Euro) 

  2010 ilk  2009/10  2010/11 

  çeyrek Transfer Transfer Değişim

Ülkeler büyüme (%) harcaması harcaması (%)

İngiltere -0.2 450 350 -22.23

İtalya -0.6 510 303 -40.59

İspanya -1.3 498 263 -47.19

Almanya -1.5 244 156 -36.07

Fransa 0.2 183 139 -24.04

Portekiz 1.8 83 83 0

Yunanistan -2.5 37 18 -51.35

Türkiye 11.7 87 90 3.45

Avrupalı ligler neden transferde frene bastılar?

Yukarıdaki tablo bize bu sezon transfer mevsiminin çok parlak geçmediğini gösteriyor. Ancak bunun sebeplerini irdelediğimizde karşımıza aşağıdaki faktörler çıkıyor.

1. Avrupa Ekonomisi hala ekonomik ve mali krizin etkisi altında. Bu nedenle 2010'un ilk çeyreğinde büyüyemedi. Avrupa ekonomisinde olduğu gibi futbola da yön veren ülkelerin 2010 ilk çeyrek büyümeleri beklenilenlerin altında gerçekleşti. Bu ülkelerden İngiltere 2010 ilk çeyreğinde binde 2 küçülürken, en büyük daralmayı yüzde 1.5 ile alman ekonomisi yaşadı. Almanya'yı yüzde 1.3'lük küçülme ile İspanya izliyor. İspanyollar Avrupa'daki krizden en çok etkilenen ülkelerin başında geliyor. İtalyanların ekonomisi bir önceki yılın ilk çeyreğine göre binde 6 daralırken, Fransızlar ilk çeyrekte Avrupa'da tek pozitif büyümeyi yakalayan büyük ekonomi konumunda. Fransa ekonomisi ilk çeyreği binde 2'lik bir büyüme ile geçerken, Portekiz yüzde 1.8'lik bir gelişme kaydetmiş. Yunanistan ise Avrupalı diğer ülkelerin içinde en kötü büyüme gerçekleştiren ülkelerden birisi. Yunanistan ekonomisi ilk çeyrekte yüzde 2.5 gerilerken transfer harcamalarındaki düşüş yüzde 51 civarında.

İngiliz ekonomisi 2009 yılında ekonomik olarak bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde beş civarında küçülürken, aslında bu sene biraz kendisini toparladı ve ilk çeyrekte bu küçülme rakamı binde ikiye geriledi.

İtalyanlar geçen seneyi İngilizlere yakın bir küçülmeyle yüzde 4.9 ile kapattılar. İtalyan ekonomisindeki resesyon kendisini hala hissettiriyor. Ancak geçen yıla göre biraz toparlanmış görünen İtalyan ekonomisi bu yılın ilk çeyreğini binde altılık bir daralmayla geçtiler.

İspanyol ekonomisi ciddi cari açık ve negatif dış ödemeler dengesiyle 2009 yılında ciddi bir sarsıntı geçirirken, 2009'u yüzde 3,6'lık bir küçülme ile kapattı. Bu yılın ilk çeyreğinde işlerin daha iyiye gitmesi beklenirken tüm olumsuzlukların devam ettiği ekonomide ilk çeyrek büyümesi Almanya'dan sonraki en büyük daralmanın yaşandığı bir ekonomi oldu. İlk çeyreği yüzde 1,3'lük bir daralmayla geçen İspanyol ekonomisinde hala durum çok ciddi görünüyor.

Yaklaşık 2,8 trilyon Euro'ya ulaşan ekonomisiyle Avrupa'nın ikinci büyük ekonomisi konumundaki Almanya geçen seneyi yaklaşık 4,9 küçülme rakamı ile tamamladı. Bu seneyi de çok iyi geçirmeyen Alman ekonomisi yılın ilk çeyreğinde de yüzde 1.5'luk bir daralma yaşadı.

2 Trilyon Euro büyüklüğündeki ekonomisiyle Avrupa'nın diğer en önemli ekonomilerinden birisi olan Fransa da geçen seneyi yüzde 2.9'luk bir küçülmeyle kapattı. Bu sene toparlanma eğilimleri görülen ekonomide ilk çeyrek büyümesi olumlu geldi. Binde ikilik bir büyüme gerçekleştiren Fransız ekonomisi transferde en az daralan liglerden birisini oluşturuyor.

Kısacası Ekonomilerdeki daralma, transfer harcamalarının artmasının önündeki en önemli engellerden birisi olarak görünüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre geçen yılı yüzde 4.7 daralarak geçiren, ancak son çeyrekteki büyüme hızını yüzde 6'ya çıkartan Türk ekonomisi 2010'un ilk çeyreğinde yüzde 11.7'lik rekor bir büyüme gösterdi. Bu büyüme rakamı doğal olarak bizim transfer piyasamızı çok olumsuz etkilemiş görünmüyor.

2. Ekonomideki olumsuzluklar kulüplerin finansal fon bulma olanaklarını daraltıyor.

Avrupa ekonomilerinde devam eden mali ve ekonomik krizin etkilediği en önemli sektörlerin başında mali kesim geliyor. 2008 ve 2009 yılında birçok önemli ve büyük bankanın yaşadığı büyük sermaye krizi doğal olarak futbol kulüplerinin fonlanmasına da çok fazla olanak sağlamıyor.

Bugün Avrupa'daki profesyonel futbol kulüplerinin toplam parasal gelirleri Deloitte'un e son raporuna göre 15.7 milyar Euro düzeyinde. UEFA'nın yapmış olduğu çalışmaya göre 732 profesyonel futbol kulübünün toplam borçları ise 20 milyar Euro'ya yaklaşıyor. Söz konusu borçların üçte birine yakın kısmını banka borçları oluşturuyor. Yani Avrupalı kulüplerin toplam banka borçları yaklaşık 6 milyar Euro civarında. Bu tutar toplam borçların %28'ine karşılık geliyor.

Hal böyle olunca bankaların futbol sektörü içindeki rolü ve önemi kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bankaların önemli miktarda fon aktardığı futbol ekonomisinin 2008'ten itibaren kendisine kredi bulmakta zorlanmaya başlaması Avrupalı kulüpleri başka arayışlar içine itti. Nitekim Manchester United bir yandan artan banka kredi faiz oranlarının getirdiği finansal yükten kurtulmak, diğer taraftan yeni kaynak bulabilmek için bu yılın Nisan'ında 500 milyon Sterlin'lik tahvil ihracına yöneldi ve yedi yıllık tahvil ihraç etti.

Mali kriz nedeniyle sermaye yetersizliği içindeki bankaların artık futbol kulüplerine ilave kaynak aktarmak istememeleri, kulüplerin kredi olanaklarını daralttı. Kredi imkanı azalan kulüplerin transfere harcayacakları gerekli kaynakları bulmakta zorlanması transfer piyasasını daraltıcı bir etki yaptı.

Aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere transfer ekonomisinde zaten kulüpler eksi bakiye veriyor. Aradaki fark bugüne kadar bankalardan fonlanabilmekteydi. Ancak son zamanlarda transfer için kulüplere bankaların para vermemesi de transfer harcamalarını azaltıcı bir etki yaptı. Tabloya göre bu yaz beş büyük lig 182 milyon Euro transfer açığı verdi. Banka kredi olanaklarının daralması kulüplerin transferde daha sıkı bir mali politika izlemelerine de neden oluyor. Kriz öncesi transfer açığı yaklaşık 450 milyon Euro'yu bulurken bu açık bugün yüzde altmış azalarak 182 milyon Euro'ya gerilemiş durumda.

İngiliz Premier Lig'i 2010 yaz mevsiminde yaptığı 350 milyon Euro'luk transfer harcaması karşılığında sadece 186 milyon Euro'luk bir transfer geliri elde edebilmiş ve net 164 milyon Euro transfer açığı vermiş. Beş büyük lig bu yaz toplam 1.2 milyar Euro'luk transfer yaparken 182 milyon Euro net transfer açığı vermiş durumda. Bu açığın yüzde doksanı ise Premier Lig'den geliyor. Beş büyük lig içinde sadece Fransız Lig 1 transferde net 37 milyon Euro artı sağlayabilmiş durumda.

  2010 yaz transfer döneminde beş büyük lig'de transfer harcamaları

 Milyon Euro

  Transfer Transfer 

Lig harcaması geliri Fark

Premier Lig 350 186 -164

Serie A 303 273 -30

La Liga 263 251 -12

Bundesliga 156 143 -13

Ligue1 139 176 37

Beş büyük lig toplamı 1.211 1.029 -182

Süper Lig 90 21 -69

Yaklaşık 2.3 milyar Euro'luk geliriyle Avrupa'nın en fazla gelir yaratan ligi konumundaki Premier Lig her ne kadar diğer liglere kıyasla transfere daha fazla para harcıyorsa da yıllar itibariyle transfer harcamalarına bakıldığında, mali ve ekonomik krizin Premier Lig'deki etkisini açıkça görebiliyoruz. Bir önceki yıla göre 2009'da yaklaşık 75 milyon Euro daha z para harcayan Premier Lig, 2010 sezonunda bu harcamalarını 350 milyon Euro'ya kadar düşürdü. Bu Premier Lig'de son üç yıl içinde transfer harcamalarında yüzde otuzüçlük bir azalışa karşılık geliyor. Bu durumu aşağıdaki tablodan da net olarak görebiliyoruz.

Premier Lig'de yıllar itibariyle transfer harcamaları

  Toplam

  Tutar

Sezon Milyon Euro

2003 215

2004 215

2005 236

2006 263

2007 470

2008 525

2009 450

2010 350

3. Yaklaşan finansal fair play uygulaması da kulüpleri transferde daha temkinli olmaya itiyor. Sevgili deniz Gökçe hocamızın da www.futbolekonomi.com da kaleme aldığı yazısında da belirttiği gibi transfer harcamalarına "… bir önemli engel de kulüplerin önümüzdeki sezondan itibaren UEFA tarafından 'Financial Fair Play' diye adlandırılan kemer sıkma ve sadece kazandığın gelir ile transfer yapma kurallarının uygulamaya geçirileceği gerçeği. Bu kurallar çerçevesi henüz kesinleşmiş değil ama kulüp sahipleri 2015 yılına kadar yılda sadece 15 milyon sterlin fon yeni fon sokabilecek ve transfere harcayabilecekler, daha sonra 2018 yılına kadar ise yılda sadece 10 milyon sterlin transfer fonu ekleyebilecekler." Gerçekten de 2014-15 sezonundan itibaren uygulamaya alınacak Finansal Fair Play uygulaması gereği, kulüplerin son üç yıllık toplam giderleri, son üç yıllık toplam gelirlerinden en çok 5 milyon Euro fazla olabilecek. Kulübün transfere ayırdığı bütçe toplam gelirinin yüzde yetmişinden daha fazla olamayacak. Kulübün toplam borcu, gelirlerini aşamayacak.

Yine bu kapsamda UEFA Başkanı Michel Platini'nin bu yıl transferlere daha az para harcanmasının "Transferde Total anarşiyi bitirdiğini" ifade etmesi de Finansal Fair Play uygulamasının bir etkisi olarak görülebilir.

4. Oyuncuların 2010 Dünya Kupası'nda sergiledikleri düşük performansın da transfer piyasasının sönük geçmesine neden olabileceğini düşünüyorum. Özellikle Dünya Kupası'nda kendilerinden çok şey beklenen Ronaldo, Kaka, Messi, Rooney gibi daha bir çok ünlü yıldızın beklenenin altında bir performans sergilemeleri de transfer piyasasına ateşleyici bir etki yapamamıştır. Yine bazı favori takımların daha turnuvanın ilk aşamalarında Kupa'dan elenmeleri çoğu yıldızın performansının tam olarak gözlenebilmesine olanak vermemiştir. Bu durum transfer piyasasına diğer faktörler kadar olmasa da fiyatları yukarı iten bir etki yapamamış olabilir.

Bu yaz yapılan üst düzey transferler

Bu yaz yapılan üst düzey transferlere baktığımızda söz konusu transfer harcamalarının büyük bölümünün beş büyük lig içinde gerçekleştiğini görüyoruz. Bu transfer döneminde hareketsizliğin nedenlerini yukarıda sizlerle paylaştık. Şüphesiz bunda Dünya Kupası'nda oyuncuların sergilemiş oldukları düşük performansın da önemli etkisi olabilir. Tüm bunlara karşın 2010 yaz döneminde gerçekleşen üst düzey transfer hareketleri aşağıdaki tabloyla dikkatlerinize sunuluyor.

Aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere en yüksek transfer hareketini Manchester City ve Milan'ın yaptığı görülüyor. Yine bu transfer döneminde Real Madrid 81, Barcelona 72, Juventus 56 ve Rubin Kazan 43 milyon Euro'luk bir transfer harcaması gerçekleştirdi.

Transferde oyuncu satarak en fazla para kazanan kulüplere baktığımızda ise karşımıza 84 milyon Euro ile Valencia çıkıyor. Valencia sadece iki oyuncudan, yani David Villa ve David Silva'dan 72 milyon Euro para kazandı. Valencia'yı 53 milyon Euro ile Inter izlerken, Inter'in hemen arkasından 50 milyon Euro'luk transfer geliriyle Benfica geliyor. Barcelona'nın 45, Liverpool'un da 38 milyon Euro'luk bir transfer geliri bulunuyor.

Bu sezon transfere en çok para harcayan kulüp olarak 145 milyon Euro'luk harcamasıyla Manchester City'i görüyoruz. Premier Lig'in transfer rekortmeni Manchester City bilindiği üzere transferin son gününde Robinho'yu 22 Milyon Euro'ya Milan takımına sattı. Buna karşın Sheik Mansour bin Zayed al-Nahyan Yaya Toure, David Silva, Jerome Boateng, Mario Balotelli, Alexander Kolarov, ve James Milner'i kadrosuna katarken toplam 145 milyon Euro Transfer harcaması yaptı. Premier Lig'de toplam transfer harcamasının yüzde 40'na karşılık gelen bu tutar gerçekten bir transfer çılgınlığını gösteriyor bize.

Bu sezonun şüphesiz ki en flash transferi 40 milyon Euro'ya Valencia'dan Barcelona'ya giden David Villa. 2010 Dünya Kupası'nda da süper bir performans ortaya koyan golcü oyuncu bu yıl Barcelona'nın en önemli gol silahlarından birisi olacak.

 2010 yaz transfer dönemi üst düzey transferler (Milyon Euro)

 Oyuncu   Nereden - Nereye          Tutar

1 David Villa           Valencia-Barcelona 40

2 David Silva Valencia-Man City       32

3 James Milner Aston Villa-Man City  30

4 Mario Balotelli  Inter Milan-Man City  28

5 Angel di Maria   Benfica-Real Madrid   25

6 Zlatan Ibrahimovic Barcelona-AC Milan         24

7 Yoann Gourcuff  Barcelona-AC Milan         22

8 Bruno Alves  Porto-Zenit St Petersburg    22

9 Javier Mascherano   Liverpool-Barcelona  22

10 Ramires  Benfica-Chelsea   22

11 Robinho  Man City- AC Milan  22

12 Carlos Eduardo  Hoffenheim- Rubin Kazan 20

13 Aleksander Kolorav  Lazio-Man City  19

14 Pierre Andre Gignac  Toulouse-Marseille          18

15 Edinson Cavani  Palermo- Napoli            17

16 Asamoah Gyan   Rennes- Sunderland  15,7

17 Leonardo Bonucci  Bari-Juventus  15,5

18 Diego  Juventus-Wolfsburg    15,5

19 Milos Krasic   CSKA Moscow-Juventus 15

20 Mesut Ozil   Werder Bremen-Real Madrid 15

  439,7

Biz ne yaptık?

Yukarıda da açıkladığımız şekliyle Avrupa bu transfer dönemini oldukça durgun geçirdi. Buna karşın Türk ekonomisindeki hareketliliğe benzer bir hareketi biz transfer piyasamızda yaşadık. Türk kulüpleri bu yaz transfere yaklaşık 90 milyon Euro'luk bir harcama yaptılar. Bir önceki yıla göre yüzde 3.45'lik bir artışı ifade ediyor bu tutar.

Bu konuda Dünya Gazetesi'nde 3 Eylül 2010'da Mehmet Filoğlu'nun çok kapsamlı bir haber araştırması yayımlandı. Mehmet'i bu kadar kapsamlı çalışması nedeniyle kutlamak gerekiyor.

Mehmet'in yaptığı araştırmaya göre;

Türk futbol kulüplerinden transfere en fazla para akıtan kulüp 22.8 milyon Euro ile Fenerbahçe oldu. Fenerbahçe özellikle Marsilya'dan Niang'a, Nancy'den Dia'ya, Chelsea'den Stoch'a ve CSKA Moskova'dan Caner'e ödediği ve diğer yaptığı transferlerle birlikte transfer piyasasına önemli bir para akıttı. Söz konusu tutar toplam transfer harcamalarımızın dört birine karşılık geliyor.

Yine Galatasaray harcadığı 16.3 milyon Euro ile hemen Fenerbahçe'nin arkasından ikinci sırada görülüyor. Bu dönemde sarı kırmızılılar en yüksek bonservis ücretini 4.5 milyon Euro ile Sunderland'dan transfer edilen orta saha oyuncusu Lorik Cana'ya ödediler. Galatasaray bu transfer dönemimde diğer takımlarla kıyaslandığında önemli bir farka sahip görünüyor. Galatasaray bu yaz transfer döneminde Valencia'ya sattığı Mehmet Topal ve Katar'ın Al- Saad kulübüne satılan Keita'dan toplam 13.5 milyon Euro'luk bir transfer geliri elde ederek, bu transfer döneminde kendisini fonlamış oldu.

Beşiktaş ise bu transfer dönemini en hareketli geçiren kulübümüz oldu. Beşiktaş sadece Inter'e Quresma için 7.5 milyon bonservis bedeli öderken toplam transfer harcamasını 8 milyon Euro ile sınırladı. Beşiktaş'ın bu yıl yaptığı beş transferden sadece Quaresma ve Rubinkazan'dan transfer edilen fatih Tekke'ye 750 bin Euro bonservis bedeli ödediğini burada vurgulayalım.

90 milyon Euro'ya ulaşan 2010 yaz dönemi transfer harcamalarının yüzde ellilik kısmının üç büyükler tarafından yapıldığı Mehmet Filoğlu'nun araştırmasından ortaya çıkıyor.

Sonuç

Aslında Dünya Kupası sonrası çok daha hareketli geçmesini beklediğimiz transfer piyasasında bu yaz transfer hareketleri çok parlak geçmedi. Geçen yıl olduğu gibi tek kalemde 80-100 milyon Euro'luk transferler göremedik. Bunda belki oyuncuların Dünya Kupası performanslarının da önemli bir rolü bulunuyor olabilir ancak olayın arksında biz daha farklı nedenlerin bulunduğunu düşünüyoruz. Bu nedenlerin başında da Avrupalı ülkelerin ekonomilerindeki olumsuzlukların etkisini açıkça görülüyor. Mali ve iktisadi olarak problemleri hala devam eden bu ülkelerde mali kesimin de transferler için kulüplere kredi vermeye yanaşmaması transfer piyasasının daralmasına neden oldu. Bir başka önemli neden de Avrupalı kulüplerin UEFA'nın Finansal Fair Play kuralları kapsamında kendilerini mali anlamda disipline etmeye çalışmaları. İşte bu nedenler bu yaz transfer piyasasının sönük geçmesine sebep oldu.

 Ancak ülkemizde transfer piyasası Avrupa'ya kıyasla daha hareketli ve parlaktı. Dünya'nın önemli yıldızları bu sene Spor Toto Süper Lig'de top koşturmaya başladı. Kısacası biz bu yaz döneminde geçen seneye paralel bir transfer hareketi yaşadık. Bu dönemde Türk kulüplerinin büyük bonservis bedelleri ödemeden önemli transferlere imza attığını; Galatasaray örneğinde olduğu gibi oyuncu satımı yapılarak transfere kaynak yaratmaya çalıştıklarını gördük. Bu yaklaşım sağlıklı olmakla birlikte, yapılan transferlerin ne kadar doğru ve gerekli transfer olduğunu da hep birlikte önümüzdeki günlerde göreceğiz.

 1 Kerim Ülker,  "Avrupa Devleri  Durdu, Süper Lig Voleyi Vurdu", Sabah Gazetesi, 4 Eylül 2010.

2 Deloitte Sports Business Group, National Interest Annual Review of Football

3 Tuğrul Akşar, Futbolun Ekonomi Politiği, Literatür yayınları, İstanbul 2010, sh. 17.

4 Deniz Gökçe,  Premier Lig'de Transfer Suyunu Çekiyor!, 

http://www.futbolekonomi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=691:premier-ligde-transfer-harcamalar-dueuete&catid=189:deniz-gokce&Itemid=57

5 Deniz Gökçe, a.g.m.

 6 Deniz Gökçe, a.g.m.

 7 Mehmet Filoğlu, "Yabancı Tran

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar