2025 geçiş yılı olacak, 2026’da rahatlarız
TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici, 2025 yılını değerlendirirken “Evet hepimiz yorulduk ama sabretmemiz gerekiyor” dedi. Leblebici’ye göre, rahatlama 2026 yılında gelecek ve önümüzdeki yıl ikinci yarıda tek haneli enflasyonu görülecek. “Artık pozitif reel faiz dönemine girdik, tasarruf etmeye başladık” diyen Leblebici ile Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörünü konuştuk.
“Enflasyonla mücadele kapsamında Türk bankacılık sektörü üstüne düşen görevi yaptı” diyen Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Ümit Leblebici, 2025 yılının da zor geçeceğini ve bir geçiş yılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini anlatarak, rahatlamanın ancak 2026 yılında gelebileceğini söyledi.
Leblebici, “2024 zor bir yıl oldu” ifadesini kullanarak, “Sektörde pek çok regülasyon yapıldı. Bu regülasyonların bir kısmı zamana yayılarak geri çevriliyor. Geri çevrilirken ekonomide yan etkiler yaratmasın diye gidilen kısıtlamalar (büyümeler vb) doğal olarak bize farklı yollardan negatif etkiler olarak gelmeye başlıyor” dedi. Leblebici’ye göre, yüzde 80’lere düşen kredi/mevduat oranı genel kredi talebinin düşüklüğünü ortaya koyuyor.
Nitekim Leblebici, “Uzun zamandır bu seviyeler görülmüyordu. Kredinin daha az, mevduatın daha fazla olduğu bir dönemdeyiz. Halbuki bizim görevimiz nedir? Gelen mevduatı krediye çevirebilmek. Bazen bu karışıyor. Yani hep kredi vermek değil. Birinci önceliğimiz mevduat sahibinin hakkını korumak. Doğru yere, doğru krediye bu parayı aktarabilmek. O aktarım mekanizması bilinçli olarak enflasyonla mücadele kapsamında- daraltılmış durumda olabilir. Onun yarattığı negatif etkileri bankacılık sektörü şu anda taşıyor. 2025 yılı geçiş dönemi. Biliyorum hepimiz çok yorulduk ama sabretmemiz gereken bir sene” yorumunu yapıyor.
“Peki rahatlama ne zaman olur?” dediğimizde ise Leblebici’nin yanıtı net ve 2026 yılını işaret ediyor. “Beklenmedik bir gelişme olmazsa önümüzdeki sene rahatlama yaşarız” ifadelerini kullanıyor. Ümit Leblebici, Türkiye ekonomisi, enflasyon, faiz, reel sektör ve TEB’in hedeflerine yönelik DÜNYA’nın sorularını yanıtladı.
2026 ikinci yarıda tek haneli enflasyonu görürüz
Bu geçiş dönemi enflasyon düşene kadar devam edecek. Ama bu sene enflasyonla ilgili 2024’e kıyasla daha iyimseriz. Geçen seneyi yüzde 44’lü seviyelerde kapadık. Bu sene yüzde 25-26 seviyelerinde kapamayı hedeflediğimiz bir enflasyon gidişatı var.
Burada da bir yanlış yapılıyor diye düşünüyorum. Herkes yıllık enflasyon rakamına bakıp, bu enflasyon düşmez diyor. Fakat aylık enflasyona bakılması lazım. Aylık 2’nin altında gelen bir enflasyon. Ocak enflasyonu şimdi yüzde 5 geldi ama bu zaten bekleniyordu. Çünkü yönlendirilmiş ve yönetilmiş fiyatlara yapılan artış, vergiler, yeniden değerleme artışlarının ilk aylarda etkisini gördük. Ama ana trend olarak aralık ayı bir trendi gösteriyor. 2’nin altına indiğimiz verinin yıllık bileşiği zaten 24- 25’te olur. Buna baktığımızda teknik olarak 25-26 mümkün bir enflasyon trendi gibi gözüküyor. Böylece 2026'nın ikinci yarısından sonra tek hanelileri görürüz.
Evet enflasyonu çok hızlı düşürmek de mümkün. Ama o zaman şirketlerin büyümesini engellersin, işsizliği artırırsın, biz daha geçişli bir dönem uyguluyoruz. Bu politikalara sadık kaldığımız sürece ben enflasyon problemini de aşacağımızı düşünüyorum.
Düzenlemeler bu yıl da hayatımızda olacak
Merkez Bankası’nın düzenlemeleri enflasyonunun trendine bağlı olarak devam edecektir. Düzenlemelerde değişiklikler olacaktır. Enflasyon ve talebi daha rahat kontrol edebileceğin alanlara yeni düzenlemeler gelebilir. Eski olan düzenlemeler de ona göre tekrar ayarlanacaktır. Ama belirli bir süre düzenlemeler hayatımızda…
Düzenlemelere sıralama açısından baktığımızda, bu cap’teki (üst sınır) değişim hemen gelmez gibi geliyor. Çünkü kredi büyümelerinin enflasyonist bir etkisi var. Yani ekonomi 101. O nedenle orayı kontrollü götürmeye çalışıyorlar. Bunu da gayet net anlıyoruz. Bir düzenleme değişecekse en son sanki kredi büyümelerine olacakmış gibi geliyor. Onun dışındaki düzenlemeler, ufak tefek kendi önceliklendirmelerine göre belirlenir.
Türkiye ekonomisi geri gitmez ama rakiplerinden geri kalabilir
Bazen soruyorlar “Türkiye geri gider mi?” diye… Türkiye bence geri gitmez ama rakiplerine göre geri kalabilir. Rekabette geri kalmak istemiyorsak, belli alanlarda düzenlemeler yapmamız gerekiyor. Bunun için de 2-3 yılımız var, fazla zamanız yok.
Kurgulamamızı yaparsak Türkiye çok avantajlı, temel göstergeleri çok çok iyi. Ama bunun için de ortak vizyon, ortak söylem oluşturmamız gerekiyor. Dünya ekonomisi başka bir yere doğru evrilmeye başlıyor. Herkes rekabetçiliği nasıl arttıracağız diye bakıyor. Türkiye için de birinci şart bu, Türkiye'nin rekabetçiliğini nasıl arttıracağımıza ortak karar vermemiz lazım.
Birinci öncelik enflasyonu düşürmek olmalı, çünkü yatırım ortamını iyileştirmemiz gerekiyor. 2-3 sene içerisinde enflasyonu 10’lu seviyelerin altına getirirsek ve bu kurguyu yapabilirsek bambaşka bir Türkiye görebiliriz. Hangi endüstrilere yatırım yapacağız? Ne tür fikirleri hayata geçireceğiz? Girişimcilerin yeni fikirlerle gelmesini nasıl destekleyeceğiz? Onları destekleyebilmek için fikir hakları ve hukuk kısmını nasıl toparlayacağız? Bunların üzerine bir kurguyu tekrar kurup Türkiye'yi rekabetçiliğe hazırlamamız lazım.
Şirket birleşmeleri için düzenleme yapılmalı
Şirket birleşmeleri için düzenlemelerin tekrar bir gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü uzun dönem negatif reel faiz ortamında bazı şirketler çok da rekabetçi olmasalar da ayakta kalmayı başardılar. Şimdi o dönem değişti. Göreceli olarak o şirketlerin rekabet etme şansı azalmış durumda. Sektörleri çok bozmadan, bu geçiş dönemini çok iyi değerlendirmiş şirketlerin göreceli olarak gereksiz yere rekabeti bozan firmaları almalarını/ birleşmelerini teşvik edecek bir yapının oluşturulması gerekiyor. Finansal olarak sıkışan ve fiyat kırarak rekabeti bozan şirketler piyasayı negatif etkiliyor.Böyle bir düzenleme, toplam verimliliği arttıracaktır. Çünkü bizim verimlilik problemimiz var.
Konkortadolar büyük boyutta değil
Konkordatolarda çok ciddi bir artış var mı? Evet bir artış var. Ama çok ciddi olduğunu söyleyebilecek boyutta değiliz. Bu yeni rekabet ortamına kendini hazırlayamamış geçmiş negatif reel faiz ortamında kendini yatırıma yönlendirememiş, borçlarını temizleyememiş şirketler problemli duruyorlar. Onların bu ortamda konkordato ilan etmeleri de normal. Mevcut rekabet ortamında kendini ayarlayamayan şirketlerin konkordatolarını görüyoruz.
Pozitif reel faiz dönemine girdik tasarruf etmeye başladık
“Ev alamıyorum, araç da alamıyorum o zaman tasarruf etmeyelim, harcayalım” ben buna katılmıyorum. Bu harcama eğilimi kişisel disiplin. Muhakkak biriktirdiğin zaman belirli bir noktada fırsatlar çıkabilir. Ben hep öyle bakarım. Tabii ki negatif reel faiz ortamında biriktirmenin avantajı olmuyor. Ama şimdi o dönem bitti Türkiye'de. Şimdiki dönem pozitif reel faiz dönemi. Aynı hızda olmasa da tasarruf etme eğilimi başladı. Evet, birikim eğiliminin düşünce olarak geri gelmesi zaman alır. Önce uygulanan politikaya inanmanız gerekiyor. İnsanlar yeni yeni daha fazla tasarruf etmeye döndü. Kur artışı o kadar olmazsa ben şimdi tüketmek zorunda değilim fikri daha yeni yeni geldiği için şimdi bundan sonra tasarruf eğilimi artarak devam edecektir.
Leblebici’den önemli başlıklar
-Konut piyasasında da sınırlı kampanyalar gelebilir ama büyük kapsamlı olmayacaktır.
-Alternatif getirilere baktığınızda TL'nin getirisinin cazip olacağını düşünüyorum.
-Son uygulanan stopaj artışı genel tasarruf eğilim trendini değiştirecek bir etki yaratmaz.
-Sağlıklı, girişimciyi desteklediğimiz, iş yapılabilir, düzenin iyi çalıştığı bir ortam kurarsak beyin göçü olmaz, insanlar geri döner.
-Yabancı Para kredilerde risk görmüyorum, iş yaptığınız ülkelerdeki riskler dışında, şu anda kur riski de yok.
-Mevduatta stopajın artırılması, beklenen bir düzenlemeydi. Genel tasarruf eğilimini de değiştirmez.
-Okul, kredi, gıda gibi harcama ihtiyacı olanlara bir şey demiyorum ama lüks tüketim, öne çekilmiş harcama, bunlarda bir sınırlandırma toplam ekonomi için sağlıklı.
Bankaların servis verme süreci değişecek
Bankacılık sektörünün 2025'te servis veriş biçimini gözden geçirmesi gereken yıl olacak. Bu ne demek? Bu başka yere gitmesin, şube mi kapatıyorsunuz? Yok. Yeni teknolojiler bizim iş yapış biçimlerimizi baştan aşağı değiştiriyor. Bu nedenle sektörün odağında yeni teknolojiyle süreç iyileştirmelerinin hepsi olacak.
Eğer süreç işlem iyileştirmelerini iyi yaparsan maliyet ciddi oranda azalıyor. Her şey elektronik olarak işliyor, yapay zekayı pek çok yerde kullanıyorsun. Bir kredi dosyası için birçok süreç azalıyor. Skorların ona göre iyileşiyor. Bunlara yatırım yapan bankalar arayı açacaklar. Bunu gördüğümüz için biz de özellikle yapay zekâ tarafında çok fazla proje peşinde koşuyoruz. Ayrı bir şirketimiz var TEB Arf. Ağırlığı AI odaklı diyebilirim. Onun için gerekli hardware yatırımlarını da yapıyoruz.
Ortağımız BNP Paribas’dan dolayı Avrupa'daki gelişmeleri iyi bilen, oraya ihracat yapmaya çalışan firmaların ana bankasıyız. Türkiye'deki hemen hemen her çok uluslu firma bizimle çalışır. Biz buradaki gücümüzü devam ettirmek istiyoruz. Yurtdışı ortağımızın bulunduğu her yerde eğer bir Türk firması kendi fabrikasını kurmak istiyorsa yardımcı olmaya çalışıyoruz. Doğası gereği biz zaten KOBİ’de iyi bir bankaydık. Madem regülasyon KOBİ tarafında büyümeyi teşvik ediyor, biz tekrar orada pazar payımızı kuvvetlendirerek devam etmek istiyoruz.
Bilançoda vadeyi iyi yöneten rekabette avantajlı olur
2025 bizim görevimizi yapmaya devam edeceğimiz bir sene olacak. 2024'ün toplam karlılığına yakın bir 2025 karlılığı olur. Rekabet ise her yerde döner. Bilançoda vade yapısını iyi yöneten, bu rekabette avantajlı hale gelir. Üründen daha çok vade yapısıyla alakalı olacak. Bankaların bilançolarında TL’nin payı artar.
MB faiz kararını elindeki data setine dayalı verecektir
Merkez Bankası’nın elindeki data seti bizimkinden farklı. Data setini özellikle kullanıyorum. Çünkü genel olarak bir beklenti oluşmaya başladı… “Belirli bir düzenle Merkez Bankası faizi indirmeye devam eder.’’ Buna katılmıyorum. Tamamen dataya dayalı olduğunu düşünüyorum. Data, enflasyonda yavaşlamayı görüyorsa Merkez Bankası indirir. Enflasyonda katılığı görüyorsa indirmeyebilir, bekleyebilir. Ama şunu tahmin edebiliyorum; bu sene için aylık enflasyona baktığımda daha aşağı bir trend göründüğünden daha düşük bir faiz yolculuğu olacak. Bu nedenle, politika faizinde geçen senenin ortalamasından daha düşük bir ortalamada olacağımız aşikar. Ama hızını ve hangi ay yapacağını kendisi biliyor diyorum. Data imkan verdiği ölçüde ilgili kararları alacaktır.
Krediye erişimde problem yok
Şuanda krediye erişimde bir problem yok. 2 sene evvel krediye erişim daha problemliydi. Çünkü göreceli olarak enflasyonun altında bir kredi maliyeti vardı. Enflasyonun altındaki kredi maliyeti yani negatif reel faiz dediğimiz ortam krediye talebi yükseltiyordu. Şimdi krediyi gerçekten almak isteyen ya işletme sermayesi için ya yatırım için alıyor. Krediyi alan tabii ki yüksek maliyetle alıyor. Ama ürünün maliyeti de satış fiyatı da yukarıya gidiyor. Bir işletmesiniz ve doğru hesaplama yapıyorsanız sattığınız ürünün maliyeti %30 yukarıya gidiyor. Kredinin maliyeti de %30 yukarıya gidiyorsa nötr…Bunda bir değişiklik yok, yönetebiliyorsunuz. Biz bankalar olarak doğru kişiye kredi vermeye çalışıyoruz.