ABD ve Rusya Avrupa'nın doğalgazı için pazarlık masasında
ABD ve Rusya arasında Avrupa'ya doğalgaz sevkiyatını yeniden başlatabilecek bir planın görüşüldüğü ortaya çıktı. Nord Stream hatlarına Amerikan sermayesinin girmesi gündemde. Ancak Almanya'nın itirazı ve yaptırımlar anlaşmanın önünde duruyor.
ABD ile Rusya arasında Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik temaslarda enerji ticaretini yeniden şekillendirebilecek bir seçenek gündeme geldi. İki ülkenin üst düzey temsilcilerinin, Rus doğalgazını Avrupa'ya taşıyan Nord Stream boru hatlarına Amerikalı yatırımcıların dahil olabileceği bir modeli görüştüğü bildirildi.
Henüz somut bir anlaşmaya dönüşmeyen plan, Rus gazının Avrupa pazarına yeniden ulaşmasını sağlarken ABD sermayesine de bu ticaretten pay alma imkânı verebilir.
Nord Stream hatlarında Amerikan sermayesi formülü

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi beş kişinin aktardığına göre ABD ve Rusya temsilcileri, Nord Stream doğalgaz boru hatlarının işletilmesinde Amerikan sermayesinin yer alabileceği seçenekleri değerlendirdi. Temaslarda ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanlarından Kirill Dmitriev'in isimleri öne çıktı.
Kushner ve Dmitriev'in son haftalarda Moskova ve New York'ta bir araya geldiği belirtilirken Nord Stream konusunun bu görüşmelerde hangi kapsamda ele alındığı kesinleşmedi.
Tartışılan modele göre Ukrayna'daki savaşın sona ermesi ve gerekli siyasi, hukuki ve ticari izinlerin alınması durumunda Rus doğalgazının Avrupa'ya yeniden sevk edilmesi mümkün olabilecek. Amerikalı yatırımcıların boru hatlarının mülkiyetine veya işletilmesine dahil olması ise Washington'a, Rusya ile Avrupa arasındaki enerji ticaretinden ekonomik gelir sağlama fırsatı sunabilecek.
Bununla birlikte görüşmelerin hangi aşamada bulunduğu, olası yatırımın büyüklüğü ve tarafların üzerinde uzlaştığı bir ticari model olup olmadığı henüz bilinmiyor.
Beyaz Saray'dan bir yetkili, olası ticari anlaşmaların ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu (DFC) ve Hazine Bakanlığı ile müzakere edilmesi, Amerikan vergi mükelleflerine ve şirketlerine yarar sağlaması gerektiğini belirtti. Aynı yetkili, Nord Stream konusunda yakın zamanda herhangi bir görüşme yapılmadığını da ifade etti. Bu açıklama, görüşmeler hakkında bilgi sahibi kişilerin aktardıklarıyla Washington'ın resmî tutumu arasında henüz açıklığa kavuşmamış noktalar bulunduğunu gösteriyor.
Doğalgaz hattının kontrolü kime geçecek?

Olası bir yatırımın önündeki en önemli sorunlardan biri Nord Stream'ın mevcut ortaklık yapısı. Boru hatlarını kontrol eden şirkette Rus enerji devi Gazprom'un yüzde 51 payı bulunurken iki Alman kuruluşunun toplam payı yüzde 31 düzeyinde. Kalan hisseler ise Fransız ve Hollandalı ortakların elinde bulunuyor. Bu yapı nedeniyle Amerikalı yatırımcıların projeye dahil olabilmesi yalnızca Washington ile Moskova arasında siyasi uzlaşma sağlanmasına değil, mevcut ortakların haklarının ve şirketin mülkiyet yapısının nasıl düzenleneceğine de bağlı.
Gündeme gelen seçeneklerde Gazprom'un hisselerinin devredilmesi veya Amerikan sermayesinin farklı bir ortaklık modeliyle sisteme dahil edilmesi ihtimalleri bulunuyor. Ancak Rus şirketin payını satmayı kabul edip etmeyeceği, mevcut Avrupalı ortakların nasıl bir tutum alacağı ve yatırımın hangi koşullarda gerçekleşebileceği konusunda kesinleşmiş bir bilgi bulunmuyor. Alman ortakların, olası bir hisse devri durumunda projedeki etkilerini korumak istedikleri belirtiliyor.
Planın önündeki bir diğer önemli engel ise Almanya'nın tutumu. Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığı, Nord Stream ve Rus doğalgazına yönelik Avrupa yaptırımlarını hatırlatarak ülkenin alternatif enerji kaynaklarına yöneldiğini bildirdi.
Bakanlık, boru hatlarının yeniden faaliyete geçirilmesinin Alman hükümetinin onayını gerektirdiğini ve böyle bir adımın istenmediğini açıkladı. Dolayısıyla Amerikalı bir yatırımcının projeye dahil olması, Rus gazının Almanya'ya yeniden akması için tek başına yeterli olmayacak.
ABD ve Avrupa Birliği'nin Rus enerji sektörüne yönelik yaptırımları da ticari bir anlaşmanın uygulanmasını zorlaştırıyor. Washington kendi yaptırımlarında değişikliğe gidebilse bile Avrupa Birliği'nin yürürlükteki kısıtlamaları ve Almanya'nın onay gerekliliği ayrıca ele alınmak zorunda. Bu nedenle tarafların ticari bir model üzerinde anlaşması durumunda dahi boru hatlarının yeniden işletmeye alınması için kapsamlı bir siyasi ve hukuki süreç gerekecek.
Avrupa Rus gazından uzaklaşmıştı

Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgalinden önce Almanya, doğalgaz ihtiyacının yarısından fazlasını Rusya'dan karşılıyordu. Baltık Denizi üzerinden Rus gazını doğrudan Almanya'ya ulaştırmak amacıyla inşa edilen Nord Stream hatları, iki ülke arasındaki enerji ilişkilerinin en önemli altyapı yatırımları arasında yer alıyordu. Ancak savaşın ardından Avrupa'nın Rusya ile enerji ilişkileri hızla bozulurken Eylül 2022'de meydana gelen su altı patlamaları boru hatlarında ciddi hasara yol açtı.
Avrupa ülkeleri sonraki dönemde Rus doğalgazına bağımlılığı azaltmak amacıyla sıvılaştırılmış doğalgaz ithalatına, yeni terminallere ve alternatif tedarikçilere yöneldi. Özellikle Almanya, Rusya'dan gelen boru hattı gazının yerini doldurabilmek için enerji altyapısını yeniden düzenlerken ABD'den yapılan LNG ithalatı Avrupa'nın tedarik seçenekleri arasında daha önemli bir konuma yükseldi. Bu değişim, kıtanın enerji güvenliği politikasında Rusya'nın ağırlığını azaltmayı hedefleyen kapsamlı bir dönüşümün parçası oldu.
Nord Stream'ın yeniden devreye alınması ihtimali, bu nedenle yalnızca daha fazla doğalgazın Avrupa pazarına ulaşması anlamına gelmiyor. Böyle bir gelişme, savaşın ardından oluşturulan yeni enerji tedarik yapısını, mevcut LNG sözleşmelerini ve Avrupa'nın Rusya'ya bağımlılığı azaltma politikasını da etkileyebilir. Bununla birlikte boru hatlarının hasarlı durumu, onarım gereksinimleri ve yaptırımlar nedeniyle gaz akışının hangi tarihte ve ne ölçüde yeniden başlayabileceğine ilişkin doğrulanmış bir takvim bulunmuyor.
Rusya ile enerji ticaretinin yeniden genişlemesi konusunda Avrupa ülkeleri arasında da görüş ayrılıkları yaşanabileceği belirtiliyor. Özellikle Polonya ve Baltık ülkelerinin Rus enerji kaynaklarına yeniden bağımlılık oluşturabilecek düzenlemelere karşı çıkması, olası bir uzlaşmanın Avrupa Birliği içinde siyasi tartışmaları beraberinde getirebileceğine işaret ediyor. Almanya'nın mevcut yaklaşımı da boru hatlarının yeniden işletmeye alınmasının önünde önemli bir engel oluşturuyor.
Rus petrol varlıkları da pazarlık masasında

ABD ile Rusya arasında yürütüldüğü bildirilen enerji temasları yalnızca Nord Stream boru hatlarıyla sınırlı değil. Kushner ve Dmitriev'in Rus enerji şirketi Lukoil'in Avrupa'da ve diğer bölgelerde bulunan rafineri, akaryakıt istasyonu ve çeşitli varlıklarının geleceğini de görüştüğü belirtildi. Söz konusu varlıkların satışında Amerikan sermayesinin yanı sıra Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden yatırımcıların da yer alabileceği bir ortaklık modeli üzerinde duruluyor.
Gündeme gelen seçeneklerden birinde ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu'nun da dahil olabileceği bir yatırımcı grubunun Lukoil varlıklarını satın alması öngörülüyor. Böyle bir işlemin gerçekleşmesi için yaptırımların kaldırılması veya belirli işlemlere izin verecek şekilde değiştirilmesi gerekebilecek. Beyaz Saray'dan bir yetkili, Steve Witkoff ve Jared Kushner'in DFC ile birlikte ABD'ye peşin ödeme ve gelecekteki kârlardan pay sağlayabilecek bir yapı üzerinde çalıştıklarını belirtti. Ancak Lukoil varlıklarının satışına ilişkin de tamamlanmış bir anlaşma açıklanmış değil.
Bu temaslar, ABD'nin Rusya ile olası bir siyasi uzlaşma sürecinde enerji yatırımlarını ekonomik bir araç olarak değerlendirebileceğini gösteriyor. Nord Stream'da Amerikan sermayesinin yer alması ve Rus petrol varlıklarının uluslararası yatırımcılara devredilmesi gibi seçenekler gerçekleşirse Washington, Avrupa'ya kendi doğalgazını satan bir ülke olmanın yanında Rus enerji kaynaklarının yeniden uluslararası pazarlara ulaşmasından da gelir elde edebilecek bir konuma gelebilir.
Bununla birlikte gündemdeki modellerin hayata geçmesi Ukrayna savaşının geleceğine, yaptırımların durumuna, Avrupa hükümetlerinin tutumuna ve yatırımcıların ticari koşullarına bağlı. Özellikle Nord Stream konusunda belirleyici soru, ABD ile Rusya'nın bir yatırım modeli üzerinde uzlaşmasından çok, Avrupa ülkelerinin Rus doğalgazının yeniden kıtaya taşınmasına izin verip vermeyeceği olacak.