Yapay zekâda işverenin tercihi değişti: Basit becerilere talep düşüyor
Yapay zekâ iş dünyasında beceri dengesini değiştiriyor. Yeni küresel araştırmaya göre basit yapay zekâ becerilerine talep düşerken, şirketler araç geliştiren, iş akışını otomatikleştiren ve yapay zekâyı işe dönüştüren çalışanlara yöneliyor.
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
İş piyasasında yapay zekâ dengesi değişiyor
Yapay zekâyı kullanabilmek kısa süre öncesine kadar çalışanlar için önemli bir avantaj olarak görülüyordu. Ancak yeni veriler, işverenlerin beklentisinin hızla değiştiğini gösteriyor. Workday’in Ekim 2026 Küresel İş Gücü Raporu, şirketlerin artık yalnızca yapay zekâ araçlarını kullanan değil, bu araçları geliştirebilen ve iş süreçlerine entegre edebilen çalışanlara yöneldiğini ortaya koydu.
Araştırmada 550’den fazla büyük işverene ait iş ilanlarındaki beceri talepleri incelenirken çalışanlar ve yöneticilerle yapılan küresel anketlerden de yararlanıldı.
İş ilanlarındaki değişim, yapay zekâ becerilerindeki yeni ayrımı açık biçimde ortaya koyuyor.
Basit istemler hazırlama ve temel yapay zekâ araçlarını kullanma gibi becerilere yönelik talep 2025’in sonlarına kadar yükseldi. Talep Ocak 2026’da zirve yaptıktan sonra takip eden aylarda yüzde 25 geriledi.
Bu tablo, yapay zekâ araçlarını yalnızca kullanabiliyor olmanın iş piyasasında giderek daha az ayırt edici bir özellik haline geldiğine işaret ediyor. İşverenlerin aradığı becerilerin seviyesi yükseliyor.
Basit kullanım becerileri gerilerken daha ileri yapay zekâ yetkinliklerinde tam tersine güçlü bir artış görüldü.
Yapay zekâ araçları geliştirme, iş akışlarını otomatikleştirme ve yapay zekâ mühendisliği gibi uygulamalı becerilere yönelik talep Eylül 2025 ile Temmuz 2026 arasında yüzde 51 arttı.
İki veri birlikte değerlendirildiğinde işverenlerin tercihindeki değişim daha net görülüyor: Yapay zekâya soru sorabilen çalışan yerine, yapay zekâyı gerçek bir iş sürecine dönüştürebilen çalışan daha fazla değer kazanmaya başlıyor.
Yapay zekânın işsizliği artıracağı tartışmaları sürerken araştırmadaki yönetici beklentileri farklı bir tablo ortaya koydu.
İş dünyası liderlerinin yüzde 40’ı yapay zekâ sayesinde mevcut çalışanlarından daha fazla verim almayı beklediğini söyledi. Yapay zekânın çalışan sayısını azaltmasını bekleyenlerin oranı ise yüzde 28’de kaldı.
Bu sonuç, şirketlerin önemli bölümünün yapay zekâyı ilk aşamada doğrudan çalışan azaltma aracı yerine mevcut iş gücünün görevlerini ve üretkenliğini değiştirecek bir teknoloji olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Beceri dönüşümünün en dikkat çekici sorunlarından biri çalışanların ihtiyaçları ile şirketlerin verdiği destek arasındaki fark oldu.
6 bin tam zamanlı çalışanla yapılan araştırmada katılımcıların yüzde 79’u başarılı olmak için hangi becerileri geliştirmeleri gerektiğini bildiğini söyledi. Buna karşılık işvereninin bu becerileri geliştirmesine gerçekten yardımcı olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 66’da kaldı.
Böylece çalışanların ihtiyaç duyduğu eğitim ile şirketlerden gördüğü destek arasında 13 puanlık fark oluştu.
Eğitim desteğindeki açığa rağmen çalışanların yeni beceriler edinme konusunda özgüveni yüksek.
Katılımcıların yüzde 65’i kendilerinden yeni bir beceri öğrenmeleri istenmesi halinde bunu başarabileceklerine güvendiğini belirtti.
Ancak yapay zekâyı işlerinin neredeyse tamamında kullanan çalışanlarda başka bir endişe ortaya çıkıyor. Bu grubun yüzde 62’si yapay zekânın bugün sahip oldukları becerilerin değerini azaltacağını düşünüyor. Buna karşılık aynı grubun yüzde 76’sı yapay zekânın önlerine yeni kariyer fırsatları çıkaracağına inanıyor.
Yapay zekâ yükselirken bazı insan becerilerine talep geriledi
İş ilanlarında yalnız teknik yapay zekâ becerileri değişmedi. Çalışanların dönüşüme uyum sağlamasına yardımcı olabilecek bazı klasik yetkinliklere yönelik talepte de gerileme görüldü.
Eylül 2025 ile Temmuz 2026 arasında iş ilanlarında yönetim ve liderlik becerilerinin belirtilme oranı yüzde 7 düştü.
Eğitim verme ve çalışan geliştirme becerilerine yönelik taleplerdeki gerileme ise yüzde 13 oldu. Böylece şirketlerin teknik yapay zekâ becerilerine talebi yükselirken çalışanların dönüşümünü destekleyebilecek bazı becerilere talep ters yönde hareket etti.
Çalışanların kariyerlerini şirket içinde ilerletme imkanları da daralıyor.
Araştırmaya göre şirket içindeki başka pozisyonlara geçişler, incelenen işverenlerin yüzde 57’sinde geçen yıla kıyasla azaldı. Dünya genelindeki terfi oranları ise büyük ölçüde yatay kaldı.
Çalışanların yaklaşık dörtte biri değil, neredeyse her 10 çalışandan 4’ü son bir yılda şirketlerinin yeniden yapılanma veya organizasyon değişikliğine gittiğini bildirdi. İşler değişirken çalışanların şirket içinde yeni bir pozisyona geçme imkanı aynı hızla artmıyor.
Araştırmada çalışanların yaklaşık yarısının geçen yıl şirket içinde farklı bir pozisyona geçmek için girişimde bulunmadığı görüldü. Bu grubun yüzde 27’si kendi şirketinde ilgisini çeken uygun bir fırsat bulunmadığını söyledi.
Şirket içinde hareket etmek isteyen çalışanların önündeki başlıca engeller arasında pozisyon için işe alımın durdurulması, yöneticilerin geçişi desteklememesi ve seçim süreçlerinin adil olmadığı yönündeki algı yer aldı. Kariyer yolu daraldıkça çalışanların şirket dışındaki fırsatlara yönelme ihtimali artıyor.
İş arayanların yüzde 84’ü yapay zekâ kullanıyor
Yapay zekâ yalnız işlerin nasıl yapıldığını değil, insanların yeni iş bulma yöntemini de değiştiriyor.
Araştırmaya göre iş arayanların yüzde 84’ü iş arama sürecinin bir aşamasında yapay zekâdan yararlandı.
Özgeçmiş hazırlama, ilanları inceleme ve başvuru süreçlerinin hızlanması daha fazla pozisyona başvurmayı kolaylaştırıyor. Ancak bu durum işveren tarafında yeni bir sorun yaratıyor: Bir ilana gelen başvuru sayısı yükselirken uygun adayların oranı aynı hızda artmayabiliyor.
İşe alınan her pozisyon başına düşen medyan başvuru sayısı bir yıl içinde 58’den 69’a yükseldi.
Buna rağmen bir pozisyonun doldurulma süresi yaklaşık 60 gün seviyesinde kaldı. Yani daha fazla başvuru, şirketlerin pozisyonları daha hızlı doldurmasını sağlamadı.
Araştırmaya göre işverenlerin pozisyonları açık tutmasının önemli nedenleri arasında adayların gerekli becerilere sahip olmaması ile ücret, çalışma yeri veya esneklik beklentilerinin uyuşmaması bulunuyor. Başvuru sayısının yükselmesi nitelik sorununu tek başına çözmüyor.