Yapay zekâ harcamaları vurdu: Sermaye tahvile kaçtı, ABD faizi geriledi
ABD'de büyük teknoloji şirketlerinin bilanço sonrası artan harcama baskısı, hisse piyasalarında satış dalgasını büyüttü. Riskten kaçan yatırımcılar tahvile yönelirken 10 yıllık ABD tahvil faizi yüzde 4,90 sınırına indi. Hareket, küresel piyasalarda para akışının yön değiştirdiğine işaret etti.
ABD piyasalarında son iki gündür öne çıkan hareket, yapay zekâ yatırımlarının finansmanı konusunda büyüyen soru işaretleri oldu. Özellikle bilanço açıklayan büyük teknoloji şirketlerinde yüksek sermaye harcaması, nakit akışı ve kârlılık üzerindeki baskının daha görünür hale gelmesi, yatırımcıların teknoloji hisselerinde kâr satışına yönelmesine neden oldu.
Alphabet hisselerindeki sert düşüş, bu dalganın en dikkat çekici başlıklarından biri oldu. Şirketin yapay zekâ ve veri merkezi yatırımlarına ilişkin harcama görünümü, piyasanın büyüme beklentisini desteklese de kısa vadeli nakit üretimi tarafında endişe yarattı. Intel ve Amazon tarafındaki zayıf görünüm de tabloyu ağırlaştırdı. Böylece teknoloji hisselerindeki baskı yalnızca tek bir şirketle sınırlı kalmadı ve daha geniş bir riskten kaçış eğilimine dönüştü.
Güvenli liman arayışı tahvillere alım getirdi

Hisse senedi tarafındaki satışların hızlanmasıyla birlikte yatırımcıların önemli bir bölümü yeniden ABD tahvillerine yöneldi. Bu hareket, özellikle 10 yıllık tahvil faizinde aşağı yönlü baskı yarattı. Piyasa işlemlerinde 10 yıllık ABD tahvil getirisi yüzde 4,90-4,93 bandına kadar gerilerken, aylık bazda da belirgin bir düşüş eğilimi oluştu.
Tahvil faizindeki gerileme, klasik anlamda güvenli liman talebinin yeniden öne çıktığını gösteriyor. Yatırımcılar, büyüme hisselerinde oynaklık arttığında daha öngörülebilir getiri sağlayan devlet tahvillerine yönelme eğilimi gösteriyor. Bu nedenle teknoloji hisselerindeki satış ile tahvil faizlerindeki düşüş aynı anda gerçekleştiğinde, piyasadaki asıl mesaj risk iştahının zayıfladığı yönünde okunuyor.
Fed beklentisi tabloyu tamamen rahatlatmadı
ABD Merkez Bankası'nın faizi sabit tutmuş olması, ilk bakışta tahvil piyasasına destek veren unsurlardan biri olarak öne çıktı. Ancak son enflasyon verileri ve güçlü büyüme görünümü nedeniyle piyasa, aralık ayında yeni bir faiz artışı ihtimalini tamamen dışlamış değil. Bu da tahvil faizlerindeki düşüşün, para politikasında net bir gevşeme beklentisinden çok, kısa vadeli güvenli liman talebinden beslendiğini gösteriyor.
Başka bir ifadeyle yatırımcılar bir yandan teknoloji hisselerindeki değerlemeleri sorgularken, diğer yandan Fed'in yüksek faiz politikasını ne kadar süre koruyacağını izliyor. Bu ikili baskı, özellikle büyüme odaklı şirketler üzerinde daha sert fiyat hareketleri yaratıyor. Tahvil alımları güçlense de faizlerde kalıcı ve derin bir geri çekilme için enflasyon ve Fed cephesinde daha net bir yön sinyali aranıyor.
Küresel piyasalar için yeni eşik oluştu

ABD tahvillerine yönelen para, yalnızca Wall Street açısından değil, küresel sermaye akımları bakımından da önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Çünkü ABD tahvil faizlerindeki hareket, gelişmekte olan ülke varlıklarından emtia fiyatlarına, doların seyrinden küresel borsa iştahına kadar geniş bir alanı etkiliyor.
Teknoloji hisselerinden çıkan paranın tahvile kayması, kısa vadede daha temkinli bir piyasa düzenine işaret ediyor. Bu tablo, gelişmekte olan ülkeler için dış finansman koşullarının yakından izlenmesini gerektirirken, yatırımcılar açısından da “yüksek büyüme” hikâyesinden “nakit akışı ve bilanço dayanıklılığı” temasına geçişi hızlandırabilir. Önümüzdeki günlerde ABD istihdam ve enflasyon verileriyle birlikte yeni şirket bilançoları, bu eğilimin geçici mi yoksa daha kalıcı mı olduğunu belirleyecek.