Türkiye’nin yapay zeka manifestosu Kapadokya’da yazıldı: Dönüşüm kaçınılmaz ama sorumluluk makineye devredilemez

Kapadokya Üniversitesi öncülüğünde düzenlenen 3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması’nda, teknolojinin ekonomik değere dönüştürülmesi, veri güvenliği ve iş gücünün dönüşümü masaya yatırıldı. Rektör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, “Sorumluluk makineye devredilemez” derken, iş ve akademi dünyası Türkiye’nin yapay zekâ yol haritası için ortak öncelikleri tartıştı.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Türkiye’nin yapay zeka manifestosu Kapadokya’da yazıldı: Dönüşüm kaçınılmaz ama sorumluluk makineye devredilemez

Hayati ARIGAN/ÜRGÜP
hayati.arigan@dunya.com

Türkiye’nin yapay zekâ dönüşümüne yön ver­mek amacıyla düzen­lenen 3. Ulusal Yapay Zekâ Bu­luşması, Kapadokya Üniver­sitesi’nin Ürgüp’teki Fabrika Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Türk Telekom ana sponsorlu­ğunda düzenlenen buluşmada akademi, iş dünyası, kamu ve girişimcilik ekosistemi bir ara­ya gelirken, yapay zekânın eko­nomik değere dönüştürülmesi ve güvenli kullanımı öne çıkan başlıklar oldu. İki günlük etkin­liğin sonunda Türkiye’nin ya­pay zekâ dönüşümüne ilişkin ortak öncelikleri ortaya koyan bir manifesto yayımlanması hedeflendi. Kapadokya Üniver­sitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, yapay zekânın yal­nızca bir teknoloji meselesi ol­madığını, ekonomiden eğitime kadar bütün alanları yeniden şekillendirdiğini söyledi. Tür­kiye’nin yetişmiş insan kayna­ğı ve gelişen altyapısının bulun­duğunu belirten Karasar, asıl hedefin mevcut kazanımları daha fazla işletmeye ve bireye ulaştırmak olduğunu vurguladı.

“Sorumluluk insanda kalmalı”

Yapay zekâ çağında veri gü­venliğinin stratejik önem ta­şıdığına dikkat çeken Karasar, özellikle kritik alanlarda veri­lerin korunmasının öncelik ol­duğunu ifade etti. Teknoloji­nin birkaç büyük şirketin elin­de yoğunlaşmasının ülkelere yeni sorumluluklar yüklediği­ni belirten Karasar, “Sonuçta bir makinenin analiz gücü ona verilen veriye dayanır. Bu ve­rilerin korunması en önemli önceliklerden biri” dedi. Kara­sar, yapay zekânın etik ve insa­ni boyutunun da göz ardı edil­memesi gerektiğini belirterek, “Sorumluluk makineye devre­dilemez. Her teknolojiyi kulla­nanın bir sorumlusu vardır ve bu sorumlu mutlaka insan ol­malıdır” diye konuştu.

“Yapay zekâ küçük yatırımlarla büyük kazanımlar sağlayabilir”

Kapadokya Üniversitesi Mü­tevelli Heyeti Başkan Veki­li Kaan Aktan ise yapay zekâ­nın yalnızca geliştirilmesinin yeterli olmadığını, farklı ölçek­teki işletmelerde kullanılabi­lir hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Üniversitede bilişim alanındaki bölümlerin Bilgi­sayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi çatısı altında toplan­dığını belirten Aktan, lisans ve önlisans düzeyinde 17 teknolo­ji programıyla sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağının ye­tiştirildiğini ifade etti. Nevşe­hir Belediyesi ile teknoloji ge­liştirme bölgesi kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğü­nü açıklayan Aktan, planlanan teknoparkın tarım teknolojile­ri, sürdürülebilir turizm ve sür­dürülebilirlik teknolojilerine odaklanmasının öngörüldüğü­nü bildirdi. Aktan, “Yapay zekâ, çok küçük yatırımlarla çok önemli kazanımlar sağlanabi­lecek bir teknoloji” dedi.

Meslekler dönüşecek, roller değişecek

Kapadokya Üniversitesi Da­nışma Kurulu Üyesi Barış Ka­rakullukçu da yapay zekânın meslekler üzerindeki et­kisinin teknolojinin ya­yılma hızı nedeniyle daha fazla tartışıldığı­nı belirtti. Yapay zekâ­nın meslekleri tamamen ortadan kaldırmaktan çok iş yapış biçimlerini değişti­receğini dile getiren Kara­kullukçu, radyoloji örneği üzerinden hekimlerin yal­nızca görüntü değerlendir­mediğini, teşhis ve hasta iletişimi gibi farklı sorum­luluklar üstlendiğini anlattı. 10 panelden oluşan programda Koç Holding, Eczacıbaşı Hol­ding, Garanti BBVA, Pegasus, Yapı Kredi Teknoloji, Beko Glo­bal ve Migros Yemek temsilci­leri, yapay zekânın iş süreçle­rindeki uygulamalarını ve öl­çeklenme sorunlarını ele aldı. Veri güvenliği, algoritmik şef­faflık, istihdamın dönüşümü ve girişimlerin küresel pazarlara açılması da gündemdeydi.

Yapay zekâda her kelimenin bir bedeli var

Türkiye Yapay Zekâ Platformu (AITR) temsilcisi Prof. Dr. Altan Çakır, yapay zekânın ekonomik değerini belirleyen altyapı ve maliyet unsurlarına dikkat çekti. Yapay zekâ sistemlerinin yalnızca dil modelleri ve uygulamalardan ibaret olmadığını vurgulayan Çakır, çiplerden bulut altyapısına, model eğitiminden kurumsal uygulamalara kadar uzanan teknolojik zincirin ciddi kaynak gerektirdiğini söyledi. Yapay zekâ altyapısını farklı katmanlardan oluşan bir yapı olarak ele alan Çakır, ilk aşamada işlem gücünü sağlayan silikon ve çip teknolojilerinin bulunduğunu belirtti. CPU, GPU ve TPU gibi işlemci türlerinin yapay zekâ sistemlerinin çalışması için temel oluşturduğunu ifade eden Çakır, bu donanımın üzerinde bulut altyapısının, ardından temel yapay zekâ modellerinin ve kurumsal uygulamaların yer aldığını anlattı. Her katmanın kendine özgü maliyetler doğurduğunu kaydeden Çakır, donanım yatırımlarının yanı sıra elektrik tüketimi, bulut kaynakları ve model eğitiminin de toplam maliyet içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yapay zekâ geliştirmek isteyen şirketlerin yalnızca bir uygulama oluşturmanın maliyetini değil, bu uygulamayı çalıştıracak altyapıyı da hesaba katması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin yapay zeka manifestosu Kapadokya’da yazıldı: Dönüşüm kaçınılmaz ama sorumluluk makineye devredilemez - Resim : 1

Girişimciye büyüme reçetesi: Hisseni koru, finansman bul

Garanti BBVA Girişimci Bankacılık Başkanı Selin Öz, teknoloji girişimlerinin pilot uygulamadan büyüme aşamasına geçerken finansman, insan kaynağı ve kurumsal satın alma süreçlerinde desteğe ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Girişimcilerin kendi hisselerini vermeden finansmana ulaşabilecekleri alternatif mekanizmaları artırmalıyız” dedi. Öz, girişimlerin kurulmasının büyütülmelerinden daha kolay olduğunu belirterek, özellikle pilot uygulamadan ticari ölçeklenmeye geçişte yaşanan finansman açığına dikkat çekti. Girişimlerin teknik açıdan başarılı bir pilot uygulama gerçekleştirmesinin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Öz, büyük kurumların satın alma süreçleri tamamlanana kadar geçen dönemde şirketlerin ciddi finansman ve insan kaynağı ihtiyacıyla karşılaştığını söyledi. Bu sürecin girişimler açısından kritik bir eşik olduğunu vurgulayan Öz, finansman desteğinin yalnızca kredi sağlamakla sınırlı kalmaması gerektiğini kaydetti.

Hisseleri devretmeden finansman

Girişimlerin büyüme aşamasında sıklıkla risk sermayesine yöneldiğini belirten Öz, kurucuların finansman sağlamak amacıyla şirket hisselerini devretmek zorunda kalabildiğini söyledi. Şirketlerin ilerleyen dönemde daha yüksek bir değerlemeye ulaşması halinde bu kararların yeniden değerlendirilebildiğine işaret eden Öz, alternatif finansman araçlarının önem kazandığını dile getirdi. Bu kapsamda, BBVA Grubu bünyesinde geliştirilen venture debt finance modeline dikkat çeken Öz, bu yöntemin girişimlerin hisselerini devretmeden borç finansmanına erişmesini amaçladığını belirtti.

Kurumlar girişimcilerle ortak çalışmalı

Yapay zekâ teknolojilerinin ekonomik değere dönüşmesinde kurumsal işbirliklerinin de belirleyici olduğunu vurgulayan Çakır, büyük şirketlerin teknoloji girişimleriyle daha yakın çalışması gerektiğini belirtti. Kurumların kendi ihtiyaçlarını girişimcilere doğru aktarabilmesi ve iki taraf arasında ortak bir çalışma dili oluşturulması gerektiğini ifade eden Çakır, bu amaçla özel ekipler kurulmasının önemine dikkat çekti. Çakır, girişimlerle kurumlar arasında kurulacak güçlü bağların hem başlangıç aşamasında hem de pilot uygulamaların ardından ticari ölçeklenme sürecinde kolaylaştırıcı rol oynayacağını belirtti.

Teknoparklarla iş birliği güçlenmeli

Türkiye’de teknopark sayısının 115’i aştığını ve bu yapılarda yaklaşık 14 bin teknoloji firmasının faaliyet gösterdiğini aktaran Çakır, girişimcilik ekosisteminin büyümesi için teknoparklarla işbirliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çakır, bankacılık hizmetlerinin yanı sıra teknoloji girişimleriyle geliştirilebilecek ortak çalışma modelleri üzerinde de durduklarını ifade etti. Çakır, kamu, üniversite, finans kuruluşları ve teknoloji şirketleri arasındaki işbirliğinin yapay zekâ alanındaki ekonomik potansiyelin değerlendirilmesine katkı sağlayacağını kaydetti.

Token maliyeti yeni hesap kalemi

Yapay zekâ ekonomisinde token maliyetinin giderek daha fazla önem kazandığını belirten Çakır, token kavramının sistemlerin işlediği metin ve diğer veri parçalarının kullanımını ölçmek için kullanılan birim olduğunu anlattı. Token tüketiminin kullanılan modele ve içeriğe göre değiştiğini ifade eden Çakır, yapay zekâ hizmetlerinin belirli kullanım limitleri üzerinden sunulabildiğini, bu limitlerin aşılması halinde ek ücretlerle karşılaşılabildiğini söyledi.

KGF desteğiyle teminat engeli aşılıyor

Garanti BBVA’nın Kredi Garanti Fonu (KGF) ile işbirliğine de değinen Öz, teknoloji girişimlerinin finansmana erişiminde teminat sorununun önemli engellerden biri olduğunu söyledi. Öz, KGF desteğiyle teknoparklarda faaliyet gösteren teknoloji girişimlerine 3 milyon TL’ye kadar, teknopark dışında faaliyet gösteren girişimlere ise 10 milyon TL’ye kadar teminat destekli kredi imkânı sunduklarını belirtti. Bu tür mekanizmaların girişimlerin büyüme aşamasındaki finansman açığını azaltabileceğini kaydeden Öz, bankaların yanı sıra diğer finansman sağlayıcılarının da ortak çözümler geliştirmesinin önemine işaret etti. Girişimcilerin şirketlerini büyütürken hukuki süreçlere ve finansal yönetime de odaklanmaları gerektiğini belirten Öz, ortaklık sözleşmeleri ve şirket hisselerinin devri gibi konuların kuruluş aşamasından itibaren doğru yönetilmesinin önemine dikkat çekti.