Almanya'da iflaslar 13 yılın zirvesinde: Alacaklarda ters tablo
Almanya'da şirket iflasları temmuzda 13 yılın en yüksek aylık seviyesine çıktı. Yılın ilk yedi ayında 15 bini aşkın dosya kayda girerken alacak tutarı geçen yılın gerisine düştü. En kırılgan üç sektör ve Türkiye açısından riskler dikkat çekiyor.
Almanya ekonomisinde toparlanma işaretleri görülmesine rağmen şirketlerin mali sıkıntıları devam ediyor. Son açıklanan veriler, iflasların son 13 yılın en yüksek aylık seviyesine ulaştığını gösterirken, alacaklıların talep ettiği para miktarında dikkat çekici bir gerilemeye işaret ediyor.
Temmuzda 2 bin 373 iflas dosyası kayda geçti
Almanya Federal İstatistik Ofisinin (Destatis) 9 Ekim'de açıkladığı verilere göre, temmuz ayında 2 bin 373 şirket hakkında iflas başvurusuna ilişkin ilk mahkeme kararı kayda geçti. Bu sayı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8 artış anlamına geliyor.
Böylece şirket iflasları, 2 bin 459 dosyanın kaydedildiği Temmuz 2013'ten bu yana en yüksek aylık seviyesine ulaştı.
Yılın ilk yedi ayındaki tablo da mali sıkıntıların sürdüğünü gösterdi. Ocak-temmuz döneminde toplam 15 bin 185 şirketin iflas dosyası istatistiklere girerken, geçen yılın aynı dönemine göre artış yüzde 6,9 oldu.
Haziran ayında kaydedilen 2 bin 266 dosyanın ardından temmuzda sayının yeniden yükselmesi, şirketler üzerindeki mali baskının devam ettiğine işaret etti. Ancak bu rakamlar, bütün şirketlerin temmuz ayında faaliyetlerini durdurduğu anlamına gelmiyor. Alman istatistik sisteminde başvurular ilk mahkeme kararından sonra kayda alınıyor. Gerçek başvuru tarihi çoğu zaman yaklaşık üç ay öncesine uzanıyor.
İflas sayısı yükseldi, alacak tutarı geriledi

Verilerdeki en dikkat çekici karşıtlık, iflas sayısı ile alacaklıların talepleri arasında ortaya çıktı. 2026'nın ocak-temmuz döneminde iflas dosyalarına konu olan alacak tutarı yaklaşık 21,9 milyar euro olarak belirlendi. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 31,8 milyar euro seviyesindeydi.
Başka bir ifadeyle daha fazla şirket mali sıkıntıya düşerken dosyalarda yer alan toplam alacak tutarı geriledi.
Bu farklılığın temel nedeni, 2025'in ilk yedi ayında ekonomik açıdan daha büyük şirketlerin iflas süreçlerine girmiş olması. Bu yıl ise başvuru sayısı artmasına karşın önceki yıla kıyasla daha küçük ölçekli işletmelerin ağırlığı öne çıkıyor.
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: 21,9 milyar euro, gerçekleşmiş ekonomik kayıp ya da tahsil edilemeyeceği kesinleşmiş borç değil, mahkemeler tarafından kaydedilen alacaklı taleplerinin tahmini toplamı.
Dolayısıyla alacak tutarının azalması, şirketlerin mali durumunun düzeldiği anlamına gelmiyor.
En büyük baskı taşımacılık ve depolamada
Şirketlerin karşılaştığı sorunlar bütün sektörlerde aynı yoğunlukta yaşanmıyor. Ocak-temmuz döneminde Almanya genelinde her 10 bin işletmeden 42,8'i için iflas dosyası kayda geçti.
En yüksek oran ise taşımacılık ve depolama sektöründe görüldü. Bu alanda her 10 bin işletmeye karşılık 85,5 iflas vakası kaydedildi.
İkinci sırada 70 vakayla konaklama ve yiyecek-içecek hizmetlerini kapsayan sektör yer aldı. İnşaat sektöründe ise her 10 bin işletme başına 62,9 dosya görüldü.
Bu üç sektördeki oranların ülke ortalamasının belirgin biçimde üzerinde bulunması, mali sıkıntıların özellikle lojistik, hizmet ve inşaat faaliyetlerinde yoğunlaştığını gösteriyor.
Yüksek işletme maliyetleri, finansman ihtiyaçları ve talep koşulları, bu alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin mali dayanıklılığı açısından önemini koruyor.
Eylülde de artış sürdü: 11 bin 600 çalışan etkilendi

Temmuz ayına ilişkin resmî istatistiklerin ardından yayımlanan daha güncel araştırma, Almanya'da şirketlerin mali sıkıntılarının eylül ayında da devam ettiğini ortaya koydu.
Halle Ekonomik Araştırma Enstitüsünün (IWH) 8 Ekim'de açıkladığı öncü verilere göre, eylülde 1.666 sermaye ve şahıs şirketinin iflası kaydedildi.
Bu sayı ağustosa göre yüzde 9, geçen yılın eylül ayına göre ise yüzde 13 arttı. Pandemi öncesindeki 2016-2019 döneminin eylül ortalamasıyla karşılaştırıldığında artış yüzde 85'e ulaştı.
En büyük yüzde 10'luk iflas grubunda yaklaşık 11 bin 600 çalışan bulunuyordu. Söz konusu istihdam büyüklüğü, şirketlerin mali sıkıntılarının iş gücü açısından taşıdığı riskin de sürdüğünü gösteriyor.
Bununla birlikte üçüncü çeyrekte toplam iflas sayısı ikinci çeyreğe göre hafif geriledi. Yine de çeyreklik düzey, 2005'ten bu yana görülen en yüksek ikinci seviyede kaldı.
Enstitü yıl sonuna doğru bir miktar rahatlama bekliyor. Ancak bu henüz gerçekleşmiş bir iyileşme değil.
IWH'nin öncü araştırmasıyla Destatis'in resmî istatistikleri farklı şirket kapsamlarına sahip olduğundan iki serideki rakamlar doğrudan karşılaştırılamıyor.
Türkiye'nin en büyük ihracat pazarında risk sürüyor

Almanya'daki gelişmeler, Türkiye açısından da önem taşıyor. Almanya, Türk ihracatçılarının en büyük dış pazarlarından biri olmayı sürdürüyor.
2026'nın ilk sekiz ayında Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülke Almanya oldu. Dolayısıyla Alman şirketlerinin karşılaştığı mali sorunlar, iki ülke arasındaki ticari ilişkiler açısından yakından izleniyor.
Özellikle Alman üreticilere ara malı, makine parçası veya diğer sanayi ürünlerini sağlayan Türk şirketleri açısından müşterilerin mali durumu, siparişlerin sürekliliği ve alacakların tahsili önem taşıyor.
Almanya'da iflasların artması, Türk ihracatçılarının doğrudan zarar gördüğünü göstermiyor. Ancak Alman müşterilerin ödeme güçlüğüne düşmesi veya faaliyetlerini azaltması, onlarla çalışan tedarikçiler üzerinde risk oluşturabilir.
Önümüzdeki dönemde belirleyici olacak gelişme, şirket iflaslarının özellikle sanayi ve ticaret bağlantılı sektörlere ne ölçüde yayıldığı ve ekonomik toparlanmanın işletmelerin mali durumuna ne kadar hızlı yansıdığı olacak.