Kendini bilmek

Ali Argun KARACABEY VERİDEN BİLGİYE argunkaracabey@arel.edu.tr

Bu köşelerde yönetim, girişimcilik, liderlik, şirketler ve benzeri konularda çok sayıda yazı görebilirsiniz. Bu yazıların önemli kısmı örgüt yapısına, işleyişine veya yöneticilerine ilişkindir. Örgütün yapısı nasıl olmalı, değişimi nasıl kabullenmeli, yönetim hangi durumlarda nasıl davranmalı gibi konuların sıklıkla ele alındığını tespit etmek olanaklı. Bu tip yazılarda çok az değindiğimiz, atladığımız ve belki de bilerek göz ardı ettiğimiz önemli bir bileşen ise birey çalışan. 

Bu konu başlıkları arasında birçok açıdan en çok dikkat edilmesi gereken konuların başında ise birey çalışanlar gelmektedir aslında. Siz ne kadar iş planlarınızı düzgün yapsanız, ne kadar organizasyon şemanızı sürekli daha iyiye ulaşmak için düzenleseniz veya iş süreçlerini optimize etmeye çalışsanız da birey çalışan dikkate alınmadıkça bu yaptıklarınız zamanınızı alan veya çalan kağıt işleri olmaktan öteye gitmeyecektir. 

Sosyal medya aracılığıyla tanıdığım, teknoloji, yönetim, liderlik gibi konularda haftalık dergilerde yazılar yazan Vala Afshar’ın geçenlerde paylaştığı bir twit bu çerçevede çok anlamlıydı. Bu twitte diyor ki, kolay olan şikayet etmek, yapıyor gibi görünmek, suçlamak, hep alan taraf olmaya çalışmak, her şeyden alınmak ve gücenmektir. Zor olan ise ilham verici olabilmek, öğretmek, öğrenmek, verici olabilmek ve yetki devredebilmektir. 

Gerçekten çevrenize bu gözle bakarsanız, ne dendiğini çok daha iyi anlayabilirsiniz. Çalışma arkadaşlarınız arasında sürekli üst yönetimi, çalışma arkadaşlarını veya olmadı diğer birimleri suçlayarak, karşısına çıkan her zorluğun nedenini onlara yükleyenler kesin vardır. Ya da yöneticileriniz arasında söylediklerinizi, öneri veya eleştirilerinizi dinlerken, aslında ne dediğinizi anlamaya veya bir şeyler öğrenmeye çalışmaktan ziyade, o esnada size nasıl bir cevap verebileceğini düşünenler de kesinlikle vardır. Aslına bakarsanız her iki davranış biçimi de temelde aynıdır. Bir şeyler inşa etme zahmetine katlanmak yerine, yıkmanın kolaycılığıdır yapılan. 

Hele de öğrenmek zahmetli bir iştir. Karşınızdakinden bir şeyler kapabilmek, öğrenebilmek zeka göstergesidir. Bazıları bunu zayıflık olarak görebilir. Ne yazık ki, çoğu kişinin hiyerarşideki konumu yükseldikçe, öğrenme ihtiyacının azaldığını düşünmesi yanlış olmanın ötesinde, biraz ağır olacak belki ama zavallılıktır. Halbuki insan öğrendikçe ne kadar çok bildiğini değil, ne kadar çok şey bilmediğini anlar. Bilgi miktarının artması bu anlamda insanı korkutur, cahilliğinin farkına vardığı için. Bunun tek ilacı ise öğrenmeye açık olabilmek, çevredeki herkesten bir şeyler öğrenebileceğini kabul etmektir. 
Diğer taraftan başarısızlıkları için başkalarını suçlayanların elde ettikleri başarılar için gurur duyma şanslarını da kaçırdığını bilmesi gerekir. Eğer bir başarısızlığın, bir anlamda sadece çevresel koşullardan kaynaklandığını ileri sürüyorsanız, elde edilen başarıyı da çevresel koşulların sağladığını kabul etmek zorundasınızdır. Çevresel koşulların bir etkisi yok demek mümkün değildir ama doğru hareket tarzı çevresel koşulları ele almadan önce kendi karar değişkenlerinin içini nasıl doldurduğunu incelemek, öz eleştiri yapabilmektir. Aynaya bakabilmek ve aynada gördüğünü kabullenebilmek cesaret ister ama ileriye doğru gidebilmek için de bu cesaret sahip olmak zorunluluktur

Tüm yazılarını göster